26 Şubat 2015 Perşembe

Taşların İnsan Sağlığına Etkileri

Taşların İnsan Sağlığına Etkileri

Burcunuza Göre Biyolojik Ritminizi Sağlayan Taşlar ve Üzerinizdeki Etkileri
Burçlar, gezegenler ve bunların etkileri binlerce yıldır insanları etkilemektedir ve gizemi hala tam olarak çözülememiştir. 

Burç, güneş sisteminin ayrıldığı 12 kısımdan her biridir ve insanların doğum tarihlerine göre burçların etkileri bulunmaktadır. 

Burç taşları bir burcun simgesi olarak çok eskiden günümüze dek kullanılan simge taşlarıdır. Burç taşlarından biyolojik ritminizi dengelemesi için faydalanabilir, uyku düzeninizi sağlayabilir ya da açlık hissinizden kurtulmak için yararlanabilirsiniz.

Şimdi burcunuzun ritmik taşını okuyun ve biyolojik dengenizi kurun:
Koç Burcu (21 Mart-20 Nisan):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Koç burcunun ritim taşı: Sardoniks, Lapis
•Aklı ve kalbi temsil eden sardoniks ve lapis taşı beyin yorgunluğunu giderir
•Enerjiyi düzenler
•Yüksek ateşi düşürür
•Öfke kontrolünü sağlamada yardımcıdır
•Ruhsal temizlik sağlar.
Boğa Burcu (21 Nisan- 20 Mayıs):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Boğa burcunun ritim taşı: Turkuaz
•Turkuaz taşı sinir sistemini temsil eder.
•Nazara karşı iyi gelir
•Bilinci genişletir. 
•Kaygıyı ortadan kaldırır ve tansiyonu düzenler
•Kalp hastalıklarına iyi gelir.
İkizler Burcu (21 Mayıs- 20 Haziran):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
İkizler burcunun ritim taşı: Turmalin
•Mantığın simgesi olan turmalin taşı, vücudu ve zihni güçlendirir. 
•Negatif düşünceleri ve korkuyu uzaklaştırır. 
•Güçlü koruyucu özelliği vardır. 
•İlham vericidir.
•Konsantrasyon sağlayıcıdır.
Yengeç Burcu (21 Haziran-20 Temmuz):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Yengeç burcunun ritim taşı: Aventurin
•Uyku düzenini temsil eden aventurin taşı, korkuları yenmede ve yaşlılıkla mücadelede önde gelir.
•Zihinsel bulanıklığını ve stresi azaltır. 
•Neşe taşı olarak da bilinir. 
•Dinginlik ve yaşama sevinci sunar. 
•Tansiyonu düzenler.
Aslan Burcu (21 Temmuz-20 Ağustos):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Aslan burcunun ritim taşı: Kırmızı Mercan ve Opal
•Opal, sevginin, şefkatin ve bağlılığın taşıdır.
•Eklem iltihabına iyi gelir. 
•Kırmızı mercan ise pozitif düşünce üzerinde çok etkilidir. 
•Mutluluk, özgüven sağlar.
•Stres azaltıcı, depresyon üzerinde etkili bir taştır. 
•Bir diğer ismi şans taşıdır. 
•Özellikle “cilt hastalıkları” üzerinde şifalı etkiye sahiptir.
Başak Burcu (21 Ağustos-20 Eylül):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Başak burcunun ritim taşı: Ametist
•Bağlılığın simgesi olan ve pozitif enerji yüklü  ametist taşı, taşıyan kişiye de bu yükü aktarır. 
•Beynin çalışma gücünü yükseltir. 
•Kan temizleyicidir.
•Negatif enerjilerimizi pozitife çevirerek huzurlu ve zinde olmamızı sağlar.
•Pembe kuvars ve ametist birlikte kullanıldığında aklı güçlendirir ve kalbi korur.
Terazi Burcu (21 Eylül-20 Ekim):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Terazi burcunun ritim taşı: Yeşim
•Yeşim taşı, bolluğu, bereketi simgeler. 
•Böbrek ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelir. 
•Korku ve endişe gibi duyguları uzaklaştırır.
•Zehirli maddelerin vücuttan dışarıya atılmasını sağlar. 
•Şifa verici özelliklere sahiptir. 
•Kozmik beden temizliğinde kullanılan bir taştır.
Akrep Burcu (21 Ekim-20 Kasım):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Akrep burcunun ritim taşı: Dumanlı Kuvars
•Diğer ismi rüya taş olan dumanlı kuvars fiziksel ve zihinsel arınmayı sağlar.
•Kişiye sakinlik vererek gerginlik ve panik atak durumlarında yardımcıdır.
•İletişim çatışmalarında etkilidir.
•Kişiye özgüven ve pozitif duygular sağlar.
Yay Burcu (22 Kasım-21 Aralık):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Yay burcunun ritim taşı: Oniks
•Unutkanlığa iyi gelen oniks taşı ayrıca konsantrasyonu da sağlar.
•Göz yaşarması ve iltihaplarında tedaviye yardımcıdır.
•Genel kulak rahatsızlıklarında kullanılır.
•“Cinsel istek” ve “cinsel bağımlılık” yönünden dinginliğe götüren bir etkiye de sahiptir.
Oğlak Burcu (22 Aralık-19 Ocak):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Oğlak burcunun ritim taşı: Kalseduan
•Kuvars taşının bir türü olan kalsedon kabiliyeti simgeler.
•Beynin karar verme sürecinde etkilidir.
•Kararlılığı artırır.
•Pozitif duygu ve dilekleri sembolize eder.
•Narinliği ve anlayışı arttırır.
•Nazara karşı kullanılabilen bir taştır.
Kova Burcu (20 Ocak-18 Şubat):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Kova burcunun ritim taşı: Hematit
•İnsana enerji veren ve canlı hissetmesini sağlayan hematit taşının uykusuzluğa da iyi gelir.
•Uçak korkusunu yenmek isteyenlere bu taşı kullanmaları önerilir.
•Hızlı nabzı düzenlediği görülmüştür.
• İnsana cesaret verirken stresten kurtarır ve insanı neşelendirir.
Balık Burcu ( 19 Şubat-20 Mart):
 
Taşların İnsan Sağlığına Etkileri
Balık burcunun ritim taşı: Zümrüt
•Zümrüt taşı, aşkı temsil eder.
•Soğuk algınlığı ve gripte kullanılır.
•Böbreği, bağışıklık sistemini, kalbi, ciğerleri kuvvetlendirir ve yorgunluğu giderir.
•Bazı ülkelerde tılsımlı bir taş olduğuna inanılan zümrüt,  birtakım bulaşıcı hastalıklarda tedavi edici olarak kullanılır.

18 Şubat 2015 Çarşamba

ZEYTİN YAPRAĞI VE ÖZÜ: ŞİFADIR


1700 yaşındaki zeytin ağacı. Kuzey Adriyatik'teki Birijuni Adaları, Ulusal Parkı, Hırvatistan.

Bitki: Olea europaea ssp. europaea  
Türkçe Diğer Adları: Acaca - Çakilca - Çekiçge - Çekiste - Çitlak - Delice - Evin - Koruk
Latince Adı: Olea europaea
Familyasi: Oleaceae(Olive)
Glukozitler: Oleuropein
Polifenoller: Hesperidin - Luteolin – Rutin -Apigenin
Zeytin ağaçları, dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde, kendilerine hastalık ve zararlılara karşı direnç kazandıran "oleuropein" adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.
Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olanoleuropeinzeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır.Oleuropeinin içeriğinde bulunan "elenolik asit" ve oleuropeintürevi olan ''kalsiyum elenolat'', çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Zeytin yaprağı, asırlardır halk ilaçlarında kullanılmaktadır. Örneğin; 1800'lü yıllarda malarya(sıtma) salgınına karşı kullanıldığı bilinmektedir. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, zeytin yaprağının, 21. yüzyılın en önemli doğal antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir. Bu konuda 69 kitap, 1800'den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin yaprağının dünyadaki en büyük tüketicisi Amerika'dır. En önemli hammadde üreticilerinden biri de Çin'dir.
Yapılan araştırmalara göre zeytin yaprağı, 101 madde içerir. İçindeki en etken madde polifenolik antioksidanlardan biri olan oleuropeindir. Oleuropein, vücutta ''kalsiyum elenolat''a çevrilir. Oleuropeinin içeriğindeki elonoik(eleonik-oleanolik) asidin; antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri laboratuvar koşullarında kanıtlanmıştır.
Oleuropeinin, Bacillus anthracis, B. cereus, B. subtilis, E. coli, Helicobacter pylori, Mycoplasma species, Salmonella enteritidis, Salmonella typhimurium, Staphylococcus aureus gibi bakterilere karşı etkili olduğu düşünülmektedir. Oleuropeinayrıca Spiroket adlı bir bakteri cinsinin yaptığı lyme hastalığının belirtilerini azaltır. Iyme hastalığı; vahşi hayvanlar üzerinde bulunan bir kene ile taşınır ve genellikle antibiyotikle tedavi edilen geçici bir artrite neden olur.

Oleuropein aynı zamanda tedavi edici etkiye sahip sekoiridoit (Hipotansif, spazmolitik, antioksidan. Renal ve sindirim eliminasyonunu artırmak amacıyla kull.) bir glikozitdir. Glikozitler, bitkilerin yapraklarında bulunmakla berâber, genellikle meyve kabuk ve kökünde bulunurlar. Polarize ışığı daha çok sola çeviren, renksiz, kristalimsi, acı maddeler olup, su veya alkolde çözünürler. Glikozit yapı, bazı şekerlerle şeker olmayan başka bir maddenin birleşmesiyle ortaya çıkan maddeye verilen addır. Bakterilerin hücre duvarını etkileyerek doğal yolla bağışıklık sistemini güçlendirirler.

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLARI
(Olive Leaf Tea)

2005 yılında Avustralya'da yapılan bir çalışma, zeytin yapraklarındakianioksidan kapasitesinin, vitamin C'de bulunandan 5 kat fazla, yeşil çayve üzüm çekirdeğindekinden de 2 kat fazla olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda bu çalışma, zeytin yaprağı ekstraktında bulunanantioksidanların, üzüm çekirdeği ve vitamin E'de bulunan antioksidanlardan, zararlı serbest radikalleri uzaklaştırması bakımından çok daha güçlü olduğunu tespit etti. Zeytin yaprağıanti-fungalanti-viral ve anti-bakteriyel bileşiklerce zengindir. Zeytin yapraklarızeytin yağında bulunan kimyasal bileşiklerin aynısını içermektedir hem dekalorisiz!
Zeytin yaprağı, çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein, iki enzim tarafından(esteraz ve beta –glukozidaz enzimleri) elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit, daha önce de belirttiğimiz gibiantimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler.
Yaprakta bulunan maddeler, zeytinin türüne, uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir. Fenolik(bitkisel kaynaklı besinlerin lezzetine ve rengine etki eden, bir madde) ve flavonait(kansere karşı koruyucu antioksidan) bileşikler, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar. Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

Antioksidan Etkisi

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik(zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir.Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava vs. ile alınan zararlı maddelerin(serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar. Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir,hormonal denge korunabiliryaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller, insan hayatı için önemli olan antioksidanantimikrobiyal ve serbest radikallere karşı aktivite göstermektedir.

Damarlar Üzerine Etkisi

Canlı vücudunda(İnvivo) şartlarda yapılan birçok çalışma; oleuropeinin, vasodilator(damar genişletici) etki yaptığını,tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuvar ve klinik çalışmaların sonucu olarak zeytin yaprağı çayının; kalp yetmezlikleridamar tıkanıklıkları üzerinde de etkili olduğu bulunmuştur. Zeytin yaprağıkalbe olan kan dolaşımını arttırırKalp kasının pompalama hareketini geliştirilerek, kalp krizlerini önlemeye yardım eder. Zeytin yaprağında bulunan fenolik bileşiklerin, damar içi plak oluşumunu engellediği saptanmıştır.

Hypoglisemik Etkisi (KŞSD)

Yapılan in-vivo çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropeinhipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

Anti-Viral Etkisi

Zeytin yaprağındaki etkin bileşiklerin, virüs enfeksiyonları (nezle, grip vs) üzerindeki etkisi araştırılmış ve düşük konsantrasyonlarda dahi etkili olduğu saptanmıştır. Yapraktakioleuropein içeriği dolayısıyla HIV(AIDS'e yol açan virüs)Protease enzimini((HIV'in önemli bir yapı parçası)) ve Viral Reverse Transcriptasi'yi engeller. Bu da virüslerin kopyalanmasını engelleme kabiliyeti anlamına gelir. Son yıllarda HIV virüsü taşıyan AIDS hastaları tarafından alternatif tedavide de kullanılmaya başlanmıştır. Zeytin yaprağı özütünün bu hastalarda ilaç tedavisini tamamlayıcı olarak kullanılması,bağışıklık sistemini güçlendiricikronik yorgunluğu azaltıcıtıbbi tedavinin etkisini artırıcı etkisinden kaynaklanmaktadır.
Zeytin yaprağı, Epstein Barr hastalığı(herpes türü bir virüs) gibi tedavisi zor viral enfeksiyonların tedavisinde yardımcı olur. Kronik rahatsızlıklar çeken, immün sistemi zayıflamış, sağlıklarını kazanmak için ekstra desteğe ihtiyacı olan insanlar için faydalıdır. Zeytin yaprağı, virüsleri yok etmeğe iki şekilde yardım eder. Birincisi virüsün çoğalma yeteneğine müdahale ederek virüsün yayılmasını önler. İkincisi ise immün sistemini daha fazla hastalıkla savaşan hücre üretmesi için destekler.

Üriner Sistem Enfeksiyonları
Yaprakları, taşıdığı flavon glikozitleri(acı maddeler) nedeniyle idrar söktürücüdür. Yapraklar ve gövde kabuğu, %5 çay (infüzyon) halinde iştah açıcıidrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır.

Metabolizma

Oleuropein içeriği dolayısıyla kronik yorgunluk sendromunun bazı semptomlarını azaltır. Bu kronik yorgunluk sendromunda etkisi fazlaca olan mycoplasma bakterisinin zeytin yaprağınca elimine edilmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Sindirim sistemi

Zeytin yaprağı, zararlı bakteriler yüzünden oluşan ishalleri hafifletir. Ülserdeki mide asidi salgısını azaltır. Peptik ülserleri azaltır. Besinlerin barsak emilimini arttırır. Kabızlığı önler. Yaprak ve kabukları, bağırsaktaki solucanları düşürür. İnfüzyonu iştah açıcıdır.
Solunum sistemi

Zeytin yaprağı, bahar nezlesini azaltır. Farenjiti hafifletir, zararlı mikroorganizmalarla oluşan ve enfeksiyona sebep olanpnömoninin birçok şeklini zayıflatır. Kronik sinüzitler için oldukça iyi bir iyileştiricidir. Tonsillitlere faydalıdır. Zeytin yaprağı, romatoid artriti, alerjileri ve fibromiyaljiyi(yumuşak doku romatizması) hafifletir.

Deriyi Besler-Korur

Zeytin yaprağı
, derideki çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü hafifletir. Zeytinin yaprağından ve meyvesinden elde edilen sabun, şampuan gibi temizlik maddeleri, kozmetik dünyasının en çok tercih ettiği ürünler arasındadır. Hücre yenileyiciözelliği sayesinde cilt yaşlanmalarına karşı koruyucu, canlandırıcı, etkiye sahiptirCildin nemli kalma yeteneğini arttırır. Cildi sıkılaştırır ve esnekliğini arttırır ve selülit giderici etkileri vardır. Cildi, Güneş ışınları ve çeşitli dış faktörlere karşı koruyucudur.

Zeytin yaprağı ilaçları, yalnız insan sağlığı için değil, hayvan sağlığında da kullanılmaya başlanmıştır. Evcil hayvanların hazır mamalarında ve bitkisel ilaçlarında hem doğal antibiyotik hem de antiparazitik etkisi sebebiyle yurt dışında kullanılmaktadır.
Aspergillus mantarları tarafından üretilen aflatoksinin engellenmesinde, Oleuropein kullanımı ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Psoriasis(sedef) hastalarının durumlarında gelişmeler sağlar. Zeytinin yaprakları kaynatılarak elde edilenzeytin yaprağı çayı ile gargara yapılırsa, diş ağrılarını hafifletir ve diş etlerini kuvvetlendirir.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.
Özetle: Zeytin yaprağı, halihazırda diyabette, hipertansiyonda,kardiyovasküler rahatsızlıklarda, gripte, üriner sistemrahatsızlıklarında, kronik halsizlikte, hastaların nekahat döneminde,kolesterolün düşürülmesinde, dejeneratif eklem rahatsızlıklarında,bursit(eklem bölgelerinde ağrılı şişlikler), sinüzit ve vücudun doğalbağışıklık sisteminin desteklenmesinde kullanılmaktadır. Pek çok markazeytin yaprağı içerikli bitkisel ilaç piyasada hazır preparatlar olarak satılmaktadır. İçeriklerinde genel olarak % 6-20 Oleuropeinbulunmaktadır. Ancak, bazı literatürlere göre bu konuda ise bir standardizasyon yoktur.

Zeytin yaprağı
nın, su, aseton, etil asetat ve etil alkol ekstraktları, minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC), minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve diskdiffüzyon metodları kullanılarak, in-vitro olarak antimikrobiyel aktiviteyi belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Anti-mikrobiyel aktivite, gram pozitif bakterilerler üzerinde (Bacillus cereus, Enterococcus faecalis, Staphylococcus aureus, Lactobacillus plantarum, Lactobacillus brevis, Lactobacillus bulgaricus, Streptococcus thermophilus, Pedioccus cerevisiae, Leuconostoc mesenteroides) ve gram negatif bakteriler(Salmonella typhimurium, Salmonella enteritidis, E. coli, Pseudomonas aerogenosa, Klebsiella pneumoniae, Acetobacter spp.) üzerinde denenmiş ve tartışılmıştır.
Zeytin yapraklarının su ekstraktı, test mikroorganizmaları üzerine herhangi bir antimikrobiyel etki göstermemesine karşın; aseton ekstraktı, 15 test bakterisinden Salmonella enteritidis, Bacillus cereus, Klebsiella pneumoniae, E. coli, Enterococcus faecalis, Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus plantarum üzerine inhibitör etki göstererek en iyi sonucu vermiştir.Zeytin yaprağı ekstraktının kimyasal metotları GC-MS ve HPLC gibi spektrofotometrik metotlar kullanılarak yapılmıştır.

Zeytin Yaprağının Başka Etkileri

Vücuttaki yağ bezelerini ve tümörleri eritir, gelişmesini engeller. Safra taşı ihtimalini azaltır. Pankreas salgısını uyarır.
Çocuklarda kemik gelişimine yardım eder.  Osteoporozu önleyicidir. Ödem oluşmasını önler. Astım, kolon kanseri, prostat, menopoz, göğüs kanseri riskini düşürür. Sinir sıkışmasının giderilmesinde etkilidir. Kulak Enfeksiyonlarında, Hepatit A,B,C de etkilidir. Zonaya iyi gelir.

Zeytin Yaprağı Çayının Kullanım Önerileri

Yaprakların çayı ve tentürü kullanılır. Zeytin yaprağı çayı, yumuşak, aromatik ve lezzetlidir. İnce bir dilim limon ve bal ekleyerek ya da diğer bitkisel çaylarla karıştırarak değişik lezzetler elde edilebilir. Edremit'te zeytin çiçeği çayı da üretilmektedir.

ZEYTİN YAPRAĞI EKSTRAKTI
(Oleaeuropaea)

Zeytin yaprağı ekstraktı, zeytin yaprağının aktif bileşenlerini elde etmek amacıyla hazırlanan yeşil toz görünümlü yaprak özüdür. Ekstrakt(öz), zeytin ağacı yapraklarından fiziksel ve kimyasal ekstraksiyon metotlarıyla elde edilir. Zeytin ve zeytin yaprağı ekstraktında bulunan ve antimikrobiyal özellik gösteren bileşikler; phidroksibenzoik asit, vanilik asit, kafeik asit, protokateşik asit, sirinjik asit, p-kumarik asit, oleoropein, kuersetin, tirosol, hidroksitirosol ve elenoik asittir.
Zeytin Yaprağında Bulunan Bileşikler
1) D- Acetoxpinoresinol
2) D-1-Acetoxpinoresinol-4¹ Beta -D-Glucoside
3) D-1-Acetoxpinoresinol-4¹¹-O-Methyl-Ether
4) Aesculetin
5) Aesculin
6) Beta-Amyrin
7) Apigenin
8) Apigenin-7-Glucoside
9) Apigenin-7-Di-O-Xyloside
10) Arabinose
11) Arachidic-Acid
12) Ash
13) Boron
14) Caffeic-Acid
15) Caffeyl-Glucose
16) Calcium
17) Carbohydrates
18) Beta-Carotene
19) Catechin
20) Catechol-Melanin
21) Choline
22) Chrysoeriol-7-O- Glucoside
23) Cinchonidine
24) Cinchonine
25) P-Coumaric-Acid
26) Crataegolic-Acid
27) Cyanidin-3-Glucoside
28) Cyanidin-3- Monoglucoside
29) Cyanidin-3-Rhamnosyl- Glucosyl-Glucoside
30) Cyanidin-3-Rutinoside
31) (+)-Cyclo-Olivil
32) Demethyloeurpein
33) Dihydrocinchonine
34) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol-4-Diglucoside
35) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol-4- Monoglucoside
36) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol
37) Dihydroxyphenyl-Propane
38) Diosmetin
39) Elenolide
40) Erythrodiol
41) Esculetin
42) Esculin
43) Estrone
44) Fat
45) Fiber
46) Fructose
47) Galactose
48) Galacturonic-Acid
49) Glucose
50) D-1-Hydrxypino-Resinol
51) Hydroxytyrosol
52) Iron
53) Kaempferol
54) Kilocalories
55) Ligustrolide
56) Linoleic-Acid
57) Luteolin
58) Luteolin-4-O-Glucoside
59) Luteolin-5-O-Glucoside
60) Luteolin-7-O-Glucoside
61) Luteolin Tetraglucoside
62) Mannitol
63) Maslinic-Acid
64) Methyl-Delta-Maslinate
65) Myristic-Acid
66) Oleanolic-Acid
67) Oleic-Acid
68) D-1-Hydroxypino-Resinol-4¹¹-O-Methyl- Ether
69) Oleoside
70) Oleoside-7-Methyl-Ester
71) Oleuropeic-Acid
72) Oleuropein
73) L-Olivil
74) Olivin
75) Olivin-41-Diglucoside
76) Paeonidin-3-Glucoside
77) Paeonidin-3-Rhamnosylglucosyl -Glucoside
78) Palmitic-Acid
79) Pectin
80) Phosphorus
81) Potassium
82) Protein
83) Protocatechulic-Acid
84) Quercetin
85) Quercetin-3-O-Rhamnoside
86) Quercetin-3-Rutinoside
87) Quinone
88) Rhamnose
89) Rutin
90) Beta-Sitosterol-Glucoside
91) Sodium
92) Squalene
93) Stearic-Acid
94) Tannins
95) Alpha-Tocopherol
96) Gamma-Tocopherol
97) Tyrosol
98) Uvaol
99) Verbascoside
100) Vanillin
101) Water
Bu öz; tabloda verilen tüm bileşikleri saf olarak içermekle beraber 250 mikrogram A vitamini, 40 mikrogram selenyum, 250 miligram C vitamini, 20 mg Askorbil-palmitat bulundurmaktadır. Bu yeni fitokimyasal(bitkilerin içinde bulunan kimyasallar), meyvelere, sebzelere, tahıllara, baklagillere renk ve lezzet veren, hastalıklara karşı doğal korumayı sağlayan, sağlığı geliştirici besinlerdir. Güçlü antioksidanlardır ve vücudun kalp krizi ve kanser dahil çeşitli hastalıklara karşı korunmasına yardımcı olurlar. Ekstrakt, sağlık açısından son derece faydalı ve non-toksik özelliğe sahiptir. Kullanımı zeytin yaprağı çayına kıyasla kolay ve kullanım alanı oldukça geniştir.

Zeytin yaprağı özü, zeytin yaprağının bileşenlerini konsantre olarak ihtiva etmektedir. Yani, 1 gr yaprakta yaklaşık %5 oleuropein bulunurken, 1 gr zeytin yaprağı ekstraktında bu oran % 20'lere kadar çıkmaktadır.
Yapılan bir araştırmada, zeytin yaprağı ekstraktı, yüksek kan basıncını ve kolesterolü önlemeye yardımcı olabildiği anlaşıldı. İsviçre ve Almanya'dan araştırmacılar yüksek kan basıncına sahip 20 tek yumurta ikizleri ile pilot bir çalışma başlattı. Kişilere ya placebo kapsülü ya da zeytin yaprağı ekstraktından, 500 mg veya 1000 mg dozda verildi. İkiz çiftleri farklı tedavilere tabii tutuldu. Kişiler, 8 hafta ekstrakt aldıktan sonra, kan basıncını ölçtü. Çalışma, zeytin yaprağı ekstraktının, insanlarda anti-hipertansif özellik gösterdiğini ortaya koydu. Araştırma, "Phytotherapy Research" bülteninde yayımlandı. Moleküler biyolojist ve araştırma başkanı Tania Perrinjaquet-Moccetti, yapılan çalışma hakkında şunları söyledi:
''Her ikiz çifti üyesinden birine, zeytin yaprağı ekstraktı içeren tabletler verilirken, diğeri tablet almadı. Fakat, daha düşük kan basıncının olması için gerekli yaşam stili tavsiye edildi. Destekleyici tablet kullanıcılarının yarısı, her gün 500 mg zeytin yaprağı ekstraktı alırken, diğer yarısı da 1000 mg aldı. Sekiz hafta sonra, çalışmada yüksek dozda destekleyici tablet kullanıcıların kan basınçlarında 137/80'den, 126/70'e somut bir düşüşün olduğu saptandı. Aynı zamanda, onların kötü LDL kolestrol düzeyinde de düşüş görüldü. Tam tersi, destekleyici almayan ikizlerin kan basınçlarında önemli bir değişim gözlenmedi ve de kolestrolde çok küçük bir değişim görüldü.''

Antioksidan Özelliği

Zeytin yaprağı ekstraktı, yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğerfenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E'nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidan aktiviteye sahiptir.

Zeytin yaprağı ekstraktı, kardiyomiyopati(kalp adalesinin hastalıkları) hastalarında, kalp fonksiyonunu geliştirir.
Zeytin yaprağı ile ilgili çalışmalar devam etmekle beraber yaprak extraktı; soğuk algınlığından, aşırı yorgunluğa, AIDS'ten,kansere kadar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Halk arasında değişik hastalıklara karşı kullanımı yaygınlaşmaktadır. % 6-15oranında oleuropein içeren kuru zeytin yaprağı ekstraktı ticari olarak satılmaktadır.

Antimikrobiyel

Markin D. ve arkadaşları, bakterilere ve funguslara karşı zeytin yapraklarının antibakteriyel etkisini araştırdılar.Test edilen mikroorganizmalara, diyalizle elde edilen çeşitli konsantrasyonlardaki zeytin yaprağı suyu ekstraktı aşılandı. %0.6 (w/v) zeytin yaprağı suyu ekstraktı3 saat içinde test edilen bütün bakterileri öldürdü. Dermatofitler, %1.25 (w/v) ekstrakt muamelesi ile 3 gün sonra inhibe olurken, Candida albicans, %15 (w/v) varlığında 24 saat inkübasyondan sonra öldü. Escherichia coli hücreleri de benzer muameleye tabi tutuldu ve sadece %0.6 (w/v) zeytin yaprağı ekstraktı hücre yapısını tamamen bozmaya yetti. Çalışmadan elde edilen bu sonuçlar, zeytin yapraklarının antimikrobiyel potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor. 

Anti-Fungal

Fungal sporlar çevremizde bulunuyorlar. Pek çok insan tekrarlanan fungal veya maya mantarı enfeksiyonlarından acı çekiyor. Funguslar en zayıf anımızda (yani bağışıklık sistemimiz zayıfladığında) saldırıya geçiyor. Vücudumuzda çeşitli tipte enfeksiyonlara sebep oluyorlar. Bu sebeple, funguslarla mücadele etmek için güvenli bir anti-fungal ajana ihtiyaç duyarız.Zeytin yaprağı ekstraktının anti-fungal ajan olduğu ispatlandığından beri anti-fungal tedavilerde kullanılmaktadır.
Batı Avrupa'da özellikle Macaristan'da yapılan araştırmada, candidanın sebep olduğu fungal enfeksiyonlara maruz kalmış insanların günlük zeytin yaprağı ekstraktı tüketimi büyük yararlar göstermiştir. Dört hafta sonra, uzun süredir bu tip sağlık problemi çeken insanlarda bir iyileşme rapor edildi. Macaristan ve diğer Baltık ülkelerinde düzenli olarak zeytin yaprağı ekstraktı ile hastalar tedavi edilmektedir.

Zeytin yaprağı ekstraktı; malarya ve menenjiti iyileştirmede faydalıdır. Fagosit aktivitesini ve üretimini uyarır, içeriğindekioleuropeinkalsiyum elenolate hidroliz olarak birçok virüsü baskılar ve inhibe eder. AIDS'e sebebiyet veren HIV virüsünün kopyalanmasını baskılamada yardımcı olur. Yine soğuk algınlığına sebep olan virüslerin kopyalanmasını baskı altında tutmaya yardımcı olur.

Obeziteye Karşı

Zeytin yaprağı ekstraktının, tavşanlardaki yağ depolarını azalttığını ilk kez gösteren çalışma, Southern Queensland Üniversitesi tarafından yürütülmektedir ve çalışma American Journal of Nutrition bülteninde yayınlanmıştır. Fitokimyasal oleuropeinyaprakta daha büyük miktarda iken, zeytin yağında daha düşük miktarda bulunuyor.
Southern Queensland Üniversitesi'nden Prof. Lindsay Brown tarafından yürütülen çalışmada, fareler 8 hafta boyunca yüksek karbohidrat ve yağ diyeti ile beslendi. Fareler, abdominal yağlanma, karaciğer yağlanması, hipertansiyon ve glukoz toleransının azalması gibi metabolik sendrom işaretleri oluşturdular. Daha sonraki 8 haftada zeytin yaprağı ekstraktı ilaveli kahve verilen fareler, normal kahve verilen farelerle karşılaştırıldığında kardiyovasküler, karaciğer ve metabolik rahatsızlıklarında iyileşme gösterdi.
Dr. Brown, zeytin yaprağı ekstraktının anti-inflammatory özelliğinden dolayı kilo kaybına neden olduğunu söylüyor. Yeşil çay, aspirin türevleri ve ibuprofenin de benzer bir kilo kaybı etkisi gösterdiği düşünülüyor. Biyokimyacı Greg Jardine, zeytin yaprağı ekstraktı ürünlerinin kilo kaybına neden olduğunu ve ayrıca fareler üzerinde alınan sonuçların beklenenleri aştığını ifade etti.
Cytomegalovirus'ün büyümesini bloke eder. Sitomegalik İnklüzyon Hastalığı, Tükrük Bezi Virus Hastalığı veya CMV enfensiyonu denilen tablo, Herpes virüs ailesinden olan bir DNA virüsü tarafından oluşturulmaktadır. Epstein - Barrvirüsünün(Herpes virüsüne benzer bir DNA virüsü. İnfeksiyöz Mononükleozis: Etken; herpes virus ailesinden, 180-200 nm. çapında zarflı bir virus. En fazla çocuklarda ve genç erişkinlerde görülen akut lenfoproliferatif bir hastalıktır) büyümesini bloke eder. Herpes Simplex(ağızda yara-uçuk) virüs Tip 1 ve 2'yi inhibe eder. Herpes zoster(nevralji: Sinir ağrısı, sinir yollarının biri boyunca duyulan şiddetli ağrı spazmlarından oluşur) virüsünü inhibe eder. (Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur.) Bu nedenle zonanın(Gece Yanığı: Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün, yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır) tedavisinde faydalı olur. Palio virüslerinin 3 formunu da engeller.

Zeytin yaprağı ekstraktı oleuropein içeriği dolayısıyla Flatworm, Hookworm, Roundworm ve Tapeworm gibi bir çok bağırsak parazitini engeller veya öldürür.
Kozmetikte ise zeytin yaprağı ekstresi içeren ürünler antioksidan etkileriyle cilt bakımında kullanılmaktadır, antiaging kürlerinin hemen hepsinde yer alır. Zeytin yaprağı ekstresi, antibiyotiklerle tedavi edilemeyen bazı nezle ve gripler için son derece faydalı bir bitkisel kaynaktır. Gribe sebep olan virüslerin kopyalanmasını baskılamada yardımcı olur.

BİTKİSEL BOYACILIKTA KULLANIMI

Boyamacılık açısından zeytinin yaprakları ve taze sürgünlerinden yararlanılır. Çeşitli mordanlar ile farklı renkler elde etmek mümkündür. Şap mordanlı yünler sarı renk alır. Krom mordanlı yünle kahverengi elde edilir. Saçıkıbrıs(Anadolu'da taş kara boya adıyla bilinmektedir) mordanlı yünler ise yeşil ile gri arası bir renk alır. Türkiye ve Dünya'nın birçok yerinde 27 cinsi ve yaklaşık 600 türü bulunan zeytinin, sağlık açısından faydalı olmasının yanı sıra ekonomik yönden de en fazla kazanç sağlayan ürünler arasında yerini korumaktadır.

Meyvesinden kahvaltılık ve yağçekirdeğinden de kışlık yakacak elde edilmesiyle de zeytinin her bir parçası çöpe gitmeden değerlendirilir.

ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ

Zeytin çekirdeğinde de aynı üzüm çekirdeği gibi, antioksidananti kanserojenanti inflamatuvar olan maddeler bulunur.Zeytinyağını diğer yağlardan farklı kılan maddeler, en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisinde bulunur. Herhangi birzeytin çekirdeğinin her iki ucu hafifçe törpülenirse, çekirdeğin içinin oyuk olduğu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğu görülür. Bu maddelerin çekirdekteki konsantrasyonu %80'lere varan miktarlardadır. Zeytin çekirdekleri öğütülerek de yutulabilir.
Zeytinin dışındaki ince zarını mide eritemez, bu nedenle çiğnenmelidir. Çiğnenmeden yutulduğu takdirde sindirim sistemi,zeytini olduğu gibi dışarı atmaya çalışır. Bulgar ve ABD'li bilim adamlarının yaptıkları araştırmalarda, zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği, gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla tespit edildiği belirtilmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir. Mide özsuyu zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede parçalayarak safşifalı zeytinyağına ulaşır ve geriye kalan posa ise bağırsakları onararak rahatlatır. 1985'li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir.
Midesinde yanma olan kişiler, zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladıklarını ifade etmişlerdir. Zeytin çekirdeğiyutulduğunda iç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini azalttığı iddia edilmektedir. Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamıştır. Kabızlığı ve basur kanamasını engeller. Ülser, gastrit, hazımsızlık gibi mide problemlerine iyi gelir. Bağırsak ve sindirim yollarını düzenler, bağırsak iltihabını giderir. Prostat oluşumunu engeller.Yüksek tansiyonu dengeler. Karaciğer iltihaplanmasını giderir. Damar sertliği gelişmesini ve damar tıkanıklığını önler.Kolesterolü dengeler. Diyabetli hastalara faydalıdır.

PRİNA VE SABUN
Zeytin çekirdeği ve zeytinyağı elde edilmesinden arta kalan posa, preslenip toz haline getirilerek, kalıplara konarak kurumaya bırakılır. Prina adı verilen bu yakacak, kömür ve oduna göre uygun fiyata satılmaktadır. Kömürden daha sağlıklı bir yakacak türüdür. Çevre açısından da uygun bir yakacaktır.
Zeytinyağı sabunu, yağlı ciltlerde yağ dengesini sağlar; kuru ciltleri ise yağlandırır. Sabun içerisindeki reoily(geri yağlandırıcı) olarak tabir edilen bu özellikleri sağlayan maddelerin ne olduğu bugün dahi bilinememektedir.
Dr. Erman Gündoğdu
Zeynep Uygur
yaklasansaat.com
27/12/2010

ALTIN SIVI ZEYTİNYAĞI: ŞİFADIR


YAĞLARIN ÖNEMİ
Yağlar, insan hücreleri ve dokular için yaşamsaldır. İnsan vücudunun canlılığını sürdürebilmesi için gerekli olan enerjinin büyük bir kısmı, yağlar tarafından karşılanır.Yağlar, hücre içi organelleri, hücre membranı ve sinir hücreleri için gereklidirler. Vücuttayağ(adipoz), dokuda depolanır ve gerektiğinde enerji için kullanılır. A, D, E, gibi bazı vitaminler, yağda erirler. Bu vitaminlerin kana karışabilmesi için, vücutta belli oranda yağ gereklidir.

ZEYTİNYAĞININ BİYOLOJİK DEĞERİ

Yandıktan sonra bıraktığı tehlikeli maddelerin azlığı, taşıdığı E vitamini nedeniyle kalbe vehormonal sisteme yaptığı olumlu katkıları göz önüne alınırsa zeytinyağını mutlaka yiyeceklerimizin arasına koymamız gerekir.
Onkoloji doktoru Haluk Nurbaki, 9 Ekim 1990, Zeytin ve Zeytinyağı Semineri'nde yaptığı,"Zeytinyağının Biyolojik Değeri ve Sağlığımız Açısından Önemi" adlı konuşmasında şunları söylüyor:
"Eğer kalori almak istiyorsanız, en ucuz yağı alın, ancak hücre yaptıracaksanız, mutlaka ve mutlaka alacağınız yağın, doğal kaynaklı olmasına dikkat edin. Yağ, özellikle eritrositler ve vücuda giren mikropları, zarı içine alıp yok ederek savunma görevini yerine getiren lenfositler için gereklidir. E vitamini, hem kalp kası üzerine, hem de hormonal salgılar üzerinde çok önemli etki yapar. Bilhassa hormonal salgılardan daha zor olan büyüme hormonları, cinsel hormonlar, mutlaka ve mutlaka E vitaminiyle eşzamanlı çalışırlar. Hatta biyolojik nedenlerin bilinmediği zaman, hormonal dengelerinde, hormonal salgı bezlerindeki tıkanıklar gitsin, eşzaman çalışsın diye, kısır ailelere uzun yıllar E vitamini kürleri yapılırdı."
Zeytinyağı, insan için büyük önem taşıyan yağ asitlerinin yanı sıra, vücudumuzdaki zararlı maddelerin neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.
Zeytin ağacının; dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağı da yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir. Doğal bir ilaçtır. Eski zamanlardan bu yana insanlar, zeytinyağını, tedavidinsel törenler ve günlükgüzellik bakımları için kullanmışlardır. Hipokratülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmek için zeytinyağını, psikolojik bozukluğu olan hastalara, taze yeşil zeytin önerirdi.

ZEYTİNYAĞI HAYAT İKSİRİ

Akdeniz'de zeytinyağı4000 yıldır bir sağlık iksiri olarak görülmektedir. Daha 30 yıl öncesine kadar birçok eczanede zeytinyağı, incir şurubu ile aynı rafta durur ve satılırdı.Zeytinyağı üzerine gerçek bilimsel çalışmalara başlanması, 1889'u bulmuştur. Şifalı özelliklerinin zamanın bilim dünyası tarafından kabul edilmemiş olmasına karşın, Fransa'dazeytinyağının ilaç yapımında kullanılması, resmi olarak 1748'de kabul edildi.

Büyük şirketlerin reklamları sayesinde, margarin yağlarının 1950'li yıllarda gelişip tüketilmeye başlamasıyla, zeytin ve zeytinyağının yararı, 40 yıl süreyle gölgelenmiştir.

ZEYTİNYAĞINDAN ANTİBİYOTİK

Zeytinyağının, en yoğun içerdiği yağ asidi olan oleik asit, ilaç sanayinde kullanılmaktadır.Zeytinin yapısında bulunan ve yakın zamana kadar dikkate alınmayan bir grup maddeüzerinde, son yıllarda önemli çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu maddelerzeytinin yapısındaki proteinler içerisinde bulunmaktadır.
İspanyollar, Akdeniz diyetinin olmazsa olmazı zeytinyağının, bileşimindeki mikro-besinleri belirledi. Zeytinyağındaki "fenol" adlı bileşenin, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucu olduğuna inanılıyor. Fenol, en fazla saf zeytinyağlarında bulunuyor. Araştırmacılar, bunun, fenol oranı yüksek olanzeytinyağının faydaları üzerine yapılmış ilk çalışma olduğunu söyledi.

İspanya'daki Reina Sofia Üniversite Hastanesi'nde yürütülen çalışma, kolesterolü yüksek 21 katılımcıyla gerçekleştirildi. Dr. Juan Ruano ve meslektaşları, fenol açısından zengin zeytinyağı ile içeriğinden fenol kaldırılmış zeytinyağının etkisini karşılaştırdı. Fenol oranı yüksek zeytinyağından yapılmış yemekleri tüketen katılımcıların, kan damarlarındaki fonksiyon ve yanıt verme durumunun çok daha gelişkin olduğu görüldü.

Örneğin: İtalya'nın Messina Üniversitesi'nden Bisignano ve arkadaşları, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunansekoiridoidlerin, mikroorganizmalar üzerine olan tesirlerini incelemişler. Çalışmaları sonucunda; zeytindeki bu maddelerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gözlemlere dayanarak, zeytin ve zeytinyağındaki, mevcut hazır antibiyotik potansiyelden istifade edilerek; yeni antibiyotikler geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak olabileceği ileri sürülmüştür.
Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller; insan hayatı için önemli olan antioksidan, serbest radikal antagonizm(zıt etki-bileşenlerinin birbirini negatif yönde etkilediği oluşum) ve antimikrobiyal aktivite göstermektedir.

FENOLİK BİLEŞENLERİN FAYDALARI

-Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyileştirici.
-Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı,
-Lipit peroksidasyonu önleyici,
-Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önleyici ve miktarını düşürücü etkileri bulunur.
-Kardiyovasküler kalp hastalıklarının önlenmesi,
-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik (pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engellemekte,
-Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önlemekte ve serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirmektedir. (Peroksil, alkil, süperoksit ve hidroksil, sitotoksil serbest radikallere örnek olarak verilebilir.)
-İltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu etkileri vardır.
- Zeytinyağındaki, hidroksitirosol, insan eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı korur.
HYDROXYTYROSOLÜN FAYDALARI

Antimikrobiyel ve antikanserojen aktiviteye sahiptir.
Damar genişletici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etkisi bulunur.
Serbest ve süperoksit radikalleri (Üzerinde bir elektron fazlalığı bulunan oksijen molekülüne, süperoksit radikal denir) yok eder.
Eritrositlerin oksidatif zarar görmesini azaltır.
DNA hasarını ve LDL oksidasyonunu önler.
Tromboksan seviyesine yardımcı olur.
Menopoz sonrası kadınlarda kolesterolün yükselmesini engeller ve kolesterolü yüksek kişilerde LDL peroksidasyonunu azaltır.
Apoptosisi(programlanmış hücre ölümü) teşvik eder ve tümör hücrelerinin çoğalmasını önler.

İtalyan tıp adamı Prof. Publio Viola'nın dediği gibi, "Eğer olmasaydı, zeytinyağını icat etmek zorunda kalırdık".

Zeytinyağı, Omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin vücuda belli bir oranda alınması çok önemlidir. Çünkü bu oranlardaki dengesizlik durumunda hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesi söz konusu olmaktadır. İşte tüm bu sebeplerden dolayı pek çok insan zeytinyağı ile sağlık bulmaktadır. Düzenli kullanıldığında zeytinyağının, kalbediyabete, aşırışişmanlığahücre yaşlanmasına, safra kesesi taşlarına, hatta bazı kanserlere karşı korunma sağladığını biliyoruz.

Zeytinyağının faziletleriAmerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)tarafından da resmen kabul edilmiştir. FDA bugün,zeytinyağından elde edilen doyurulmamış yağların, nitelikli sağlık hizmeti için uygun olduğunu ve günde 2 çorba kaşığızeytinyağı yemenin, koroner kalp rahatsızlığı(CHD) riskini azalttığını duyurdu. Aynı zamanda da günlük tüketilen kalorimiktarında da artışa neden olmamaktadır. Bu uygulama, geçen yı-l benzer uygulamaların doğruluğunun ortaya koyulup, etkilerinin görülmesi sürecinden beri FDA'nın, geleneksel gıdalar için duyurduğu üçüncü nitelikli sağlık hizmetidir.
 

KALBİN DOSTU ZEYTİNYAĞI

Tüketilen yağların nitelikleri ile kalp damar hastalıkları arasındailişkilerin saptanması, bu konuda sürdürülen çalışmaların daha bir yoğunluk kazanmasına neden olmuştur. Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettirZeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar hastalıklarının oluşum riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrar oluşumunu engellemesidir.

Zeytinyağı, içerdiği selenyum sebebi ile özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser için faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı en etkili ilaçlardan biridir. Vitamin E, selenyumunantioksidan aktivitesine yardımcı olan bir maddedir. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar.Zeytinyağında bulunan E vitamini, damar sağlığını koruyup, kalp krizi riskini azalttığı araştırmalar ile desteklenmiştir.

Athens Medicine School Üniversitesi'nde, yedi ülkenin katıldığı, Avrupa, Japonya ve Amerika'dan yaklaşık 13.000 sağlıklı orta yaştaki erkek bireyler üzerinde, 15 yıl devam eden bir çalışma yapıldı. Mono-doymamış yağları, doymuş yağlara göre daha fazla oranda tüketenlerde, bütün ölüm sebeplerine karşı özellikle de koroner kalp hastalıklarına karşı çok dahakoruyucu olduğu bulundu. Bu ülkeler arasında mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette zeytinyağıdır. Bu çalışmaya göre, yüksek miktarda mono-doymamış yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına sahipler.

İspanya'da sondurum kontrol çalışması, aynı yaşta ölümcül olmayan kalp krizinden acı çeken 171 hastanın diyetleri ile 171 kalp krizi geçiren hastanın diyetleri karşılaştırıldı. Yapılan çalışmanın sonuçları, zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin kalp krizi riskinin, zeytinyağını nadir tüketenlerle karşılaştırıldığında, %82 seviyesine düştüğünü göstermektedir.

Portekiz bilim adamları, zeytinyağında bulunan anti-oksidan bir maddenin, kalp krizi ve kalp çarpıntısına karşı en büyükkoruyucu olduğunu gösterdiler.
Araştırmalar gösteriyor ki; söz konusu olan DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazlakırmızı kan hücrelerini zarardan koruyor. Porto Üniversitesi'nden Fatima Paiva-Martins:
"Bu sonuçlar, diyetlerine zeytinyağı katan insanlarda görülen çok kesin sağlık yararlarının, bilimsel bir temele dayandığını gösteriyor. Ayrıca sonuçlar da, kalp hastalıkları riskini azaltmak için özel olarak dizayn edilen 'fonksiyonel' zeytinyağlarının üretilmesine yol açmıştı" dedi.
Rafine edilirken yada ısıtılırken yağlara uygulanan hidrojenleştirme işlemleri sonucunda, pek çok yağ asidinin kimyasal yapısı değişir. Bunların, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında çok büyük etkileri vardır. Natürel sızma zeytinyağı ise, bu riski taşımamaktadır.

Hücre duvarları
 yüksek miktarda yağ ve kolesterol içerir ve yapısı beslenmeye bağlıdır. Kandaki kolesterolün % 70'i, organizmanın kendisi tarafından, karaciğerde üretilir. Vücuttaki kolesterolün, yalnızca % 30'u besinlerden alınır. Sonuç olarak, besinlerden gelen kolesterolün oranı % 20'ye indiğinde, karaciğer açığı kapatmak üzere üretimini % 80'e çıkarmak zorunda kalır. Bu da safra kesesinde kolesterolden kaynaklanan taş oluşumuna zemin oluşturur. Gıda ile kolesterol alındığı takdirde vücut kendi kolesterol üretimini azaltarak, gıda ile alınmadığı takdirde kendisi üreterek bir denge kurmaya çalışır.
Hayvansal kökenli bir yağ ürünü olan kolesterolhücre zarı yapısında, safra ve hormon üretmek gibi birçok vücut işlevinde rol alan bir maddedir. Ancak kolesterolün yüksek olması halinde, damar çeperlerine çökerek damar sertliği oluşumuna da rol açtığı bilinmektedir.

Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini sağlar. Yağlar kanda, lipoproteinlere bağlı olarak dolaşmaktadır. Lipoproteinlerin farklı türleri, yağ metabolizmasında değişik görevler üstlenir. Halk arasında faydalı kolesterol olarak da adlandırılan HDL'nin,yüksek düzeylerde olması, daha çok miktardaki kolesterolün dokulardan uzaklaştırılmasıyla damar sertliğinden koruyucu bir etki ortaya çıkar.

Oksidasyon
a uğramış LDL'ler, artirosikloroz (damar çeperini kalınlaştıran, dolayısıyla damar tıkanıklığına yol açan) etkiye sahiptirler. Oysa zeytinyağı tüketimi, LDL oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Ayrıca zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL'den kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.

Zeytin 
ve zeytinyağının içinde bulunan tekli doymamış yağ asitleri kolesterol içermezler. Bundan dolayı zeytinyağı diğer yağların aksine kandaki kolesterol oranını yükseltmemekte, tam tersine kontrol altında tutmaktadır. Kolesterol, damar tıkanıklığına yol açan LDL bileşenini azaltırken, iyi kolesterol dediğimiz HDL'yi arttırır veya dengede tutar. Karşılaştırmak gerekirse, çoklu doymamış yağ asitleri de (ayçiçeği yağı, mısır, yerfıstığı, vb.) toplam kolesterolü ve LDL kolesterolünü düşürürler, aynı zamanda HDL kolesterolünü de düşürürler. Bu da istenmeyen bir şeydir. Yapılan son bilimsel araştırmalar, kalbimiz için yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Bu yüzden zeytinyağı, adeta ilaç gibi kullanılmaya layık bir yağdır.
Bu yöndeki ilk çalışma, Fransa'da Jacotot (85, bireysel katılım) tarafından yürütülmüştür. Araştırıcı, yağ asidi bileşimi değişik lipitler (zeytinyağı, hayvansal yağlar, ayçiçeği yağı, kolza tohumu yağı, soya fasulyesi yağı, yerfıstığı yağı, mısırözü yağı) içeren diyetleri, 6 ay süre ile iki topluluğa uygulamıştır. Zeytinyağıkullanan deneklerde, HDL-kolesterolü anlamlı bir şekilde yükselirken, total kolesterol seviyesinde hemen hemen hiçbir değişme olmamıştır. Diğer deneklerde ise, total kolesterolde anlamsız bir düşmeHDL-kolesterolünde önemsiz bir değişme olmuştur. Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Gıdalardan gelen kolesterolü, her gün 100 mg azaltmakla, kandaki kolesteroloranı, ancak litrede 25 mg düşürülür(yani 2,40 g/l'den 2,38 g/litre'ye). Milano Eczacılık Fakültesi'nden Bruno Berra:
"Natürel sızma zeytinyağının küçük polar bileşenleri, LDL'nin oksidasyona olan direncini belirgin şekilde artırır" der.

Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok çeşitli işlevlerini yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan kolesterolü götürmekle görevlidirler. Bununla birlikte serbest radikal fazlası olduğunda, LDL lipoproteinleri oksitlenir ve her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar duvarlarının hücrelerinde yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar. Ne var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL'lerin, oksidasyona karşı normalden daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır.

İspanya'nın Sevilla Üniversitesi'nden Alarkon de la Lastra ve arkadaşlarının yayınlandıkları "Zeytinyağının Faydaları" adlı makalede, zeytinyağının; kandaki LDL kolesterolünü azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı riskini azalttığını söylerler.

Minnesota'da, Prof. Kees, Zeytinyağı seminerinde, denekler üzerinde yaptığı araştırma sonucuna göre;
"Tekli doymamış yağ asitleri, düşük yoğunluklu lipoproteinleri (LDL) azaltmaktadır ve yüksek yoğunluklu lipoproteini (HDL) yükseltmektedir" der.

Dünya sağlık teşkilatı(WHO)kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir.
İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenen Dünya Kardiyoloji Kongresi'ne sunulan tebliğe göre, Barselona Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarının Doktor Maria İsabel Covas başkanlığında yürüttüğü araştırma, sızma türünün, kalp-damar sistemine, diğer zeytinyağı çeşitlerinden daha yararlı olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, düzenli tüketilen sızma zeytinyağı, sadece ''monosatüre'' yağ hücreleriyle değil, ''polifenol'' denen antioksidanlarıyla da kalp-damar hastalıkları riskini azaltıyor
Viola ve arkadaşları, bir çalışmada, 80 gr zeytinyağı ya da ayçiçeği yağı ve 20 g görünmez yağ içeren diyet uyguladıkları iki gönüllüler grubunu incelemişlerdir. Araştırmacılar hastaların parametrelerini kontrol ettikten sonra, her iki yağ durumunda datrigliseridde anlamlı bir düşme, ayçiçeği yağı ile kolesterolde anlamlı bir düşme; her iki durumda da LDL-kolesterolünde orta derecede anlamsız bir düşme, HDL kolesterolünde zeytinyağı ile anlamlı bir yükselme ve ayçiçeği yağı ile anlamlı bir düşme, görülmüştür. Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kalp ve karaciğer hastaları, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilebilr.

ZEYTİNYAĞI: HİPERTANSİYONDA YARARLI

Düzenli zeytinyağı tüketiminin arteryal kan basıncını daha da düşürdüğü ve kontrol altında tuttuğu artık biliniyor.
"Archives of Internal Medicine" dergisinin, 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışma, zeytinyağının yüksek tansiyona olumlu etkisini bir kez daha vurgulamaktadır. Bazı araştırmacılar, zeytinyağındaki tekli doymamış yağ asitlerinin önemiyle birlikte, zeytinyağındaki polifenollerin de bir o kadar belirleyici rolü olduğunu düşünüyorlar.
İtalya'nın Naples Üniversitesi'nden profesör Frederico ve Aldo Ferrara; yaptıkları araştırma sonucunda, "hipertansiyonhastalarının % 50'si, günde 40 gr (4 çorba kaşığı) saf zeytinyağı kullanarak, ilaç kullanımını azaltıp, stabil ilaç kullanımına geçilmiştir" dedi. Araştırmada; erkeklere 4 çorba kaşığı, bayanlara ise 3 çorba kaşığı civarında zeytinyağı verildi. Çalışmaya katılan herkesin yüksek tansiyonu ilaçlarla kontrol ediliyordu. Katılımcıların büyük bir kısmı saf zeytinyağı ya da ayçiçeği yağı almakla görevlendirildi. Daha sonra her katılımcının yağ çeşidi 6 ayda bir diğerininkiyle değiştirildi. 12 ay süren çalışmada düzenli kan basıncı ölçümleri alındı ve kan basıncı düştüğünde kullanılan ilaç miktarı azaltıldı. Ferrara raporunda;zeytinyağı ile beslenme esnasında ilaç kullanımı %48ayçiçeği yağı ile beslenme esnasında ilaç kullanımı %4 oranında azaltıldı.
Özellikle zeytinyağı kullanımı sırasında 8 hasta üzerinde hiç ilaç kullanılmadan kan basıncı kontrol edilebildi. Fakat bu duruma ayçiçeği yağında rastlanmadı. Ferrara ve onun arkadaşı bu çalışmada, sadece saf zeytinyağının içinde bulunan antioksidanolan polifenollerin kan basıncını düşürebileceğini açıkladı.
Epidemiyolojik çalışmalar, her zaman yağ alımı ve yüksek kan basıncı (hipertansiyon) arasında bir ilişkinin olduğunu göstermemektedir. Bununla birlikte zeytinyağı ile ilgili olarak; Avrupa genelinde, orta yaştaki erkeklerin yağ asit düzeyinin karşılaştırıldığı geniş çaplı bir çalışma yapıldı. Bu araştırmada, İtalyan erkeklerinde oleik asit seviyesinin çok daha yüksek olduğu ve bunun yanında kan basıncının düşük olduğu bulundu.

Bir başka deneyde, Akdeniz sitili diyet verilen insanlara, doymuş yağların bulunduğu bir diyet verildiğinde, kan basıncının önemli derecede arttığı gözlendi. Ancak, Akdeniz sitili diyetleri sürdürdüklerinde kan basıncı normale tekrar geri döndü.
Bu çalışmalarla, zeytinyağını içeren diyetlerin, normal kan basıncına sahip insanlar üzerindeki etkisi araştırıldı. Bir yıl süresince, farklı diyetlerin verildiği 23 hipertensif hastanın dahil olduğu deney sonuçları, ekstra virgin zeytinyağının, anti-hipertensif ilaç tedavilerine gereksinimi önemli derecede azalttığını göstermektedir.

Zeytinyağı günlük tüketimde en az 4 hafta kullanıldığında, iskemik kalp hastalığı riskini düşürür.

Zeytinyağı günlük 2/3 çorba kaşığı alındığında, büyük tansiyon 5 mm Hg, küçük tansiyon ise 4 mm Hg düşer. Halk tabiri ile 0,5 ve 0,4 düşer. Yani 12,5 ve 8,4 ise, 12 ve 8 olur. Sarımsaklı zeytinyağıAstım, damar sertliğiyüksek tansiyondakullanılır.

ZEYTİNYAĞI TROMBOZA KARŞI

Zeytinyağı, düzenli tüketildiğinde, kanın viskozitesini azaltarak dolaşımını kolaylaştırdığı için, kalp ve damarlarda kan pıhtılaşması (tromboz)riskini hafiflettiği biliniyor.

Doymuş yağ asitleritekli ve çoklu doymamış yağ asitlerine göre eritrositlerin topaklanmasına daha çok neden olurlar. Bu da trombozun ortaya çıkmasını kolaylaştırır.Zeytinyağı, yükselmiş fibrinojen seviyelerini düşürür. Kan hücrelerinin kümeleşmesinde rol oynayan faktörlere karşı etki göstererek, kan damarlarında pıhtılaşma riskini azaltır.Bitkisel yağların içinde topaklanmaya en az neden olan, böylece kalp-damar hastalıklarına karşı en iyi korunmayı sağlayan zeytinyağıdır.

1986'da yapılan bir araştırmada, ayda en az 80 g zeytinyağı tüketen kişilerinalyuvarlarının, tüketmeyenlere göre çok daha esnek olduğu, daralmış damarların içine daha rahat süzüldüğü, böylece pıhtı oluşumu riskinin azaldığı gözlenmiştir.

ZEYTİNYAĞI VE TRİGLİSERİT

Şeker hastalarının trigliserit(TGL) oranlarını izlemelerinin ayrı bir önemi vardır. 11 güne yayılan bir çalışmada zeytinyağıüzerine şekillenen, tekli doymamış yağlardan yana zengin bir rejimin 1,78 g/l bir TGL oranı verdiğini, glüsitlerden yana zengin bir rejimde ise (şeker hastalarına önerildiği gibi) TGL oranının 2,35 g/l. olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçların ışığında, trigliseritleri düşürmek için, glusidleri(nişasta şekerli gıdalar- iyi glusidler: düşük kan şekeri endeksine sahip olanlar) düşürüp, tekli doymamış olmaları koşuluyla yağları artırmanın daha iyi bir yol olduğu söylenebilir.
ZEYTİNYAĞI: ANTİOKSİDANDIR
Besinler, vücudumuzda enerjiye çevrilirken, oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar. Hücre gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar, yaşlanma sürecini de hızlandırır. Antioksidanlar ise, oksidanların olumsuz etkisini ortadan kaldırırlar.
Diğer bir ifadeyle de, antioksidanlarserbest radikaller denilen vücudumuzdaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirmeleri ve hücrenin tahrip edilmesini engellemeleri bakımından son derece önemli maddelerdir.
Aslında organizmamız, doğuştan elde ettiği antioksidan enzimleri sayesinde, kendi kendini koruyabilecek durumdadır. Ancak bu servet tükenmez değildir. Bu nedenle bedenin, dışarıdan beta-karoten, C ve E vitaminleri, selenyum, çinko vepolifenoller içeren, antioksidanlar alması zorunludur. Antioksidan açığı ortaya çıkarsa, hücreler vaktinden önce yaşlanırlar. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir. Zeytinyağının içeriğindeki polifenoller güçlü antioksidanlardır. Zeytinyağı, hücre cidarları, hücre oluşumu ve hücre farklılaşmasının gelişimine yardım eder. Hücre farklılaşmasına katkısı, zeytinyağının tüm bileşiminin bir arada yaptığı etki neticesinde olur. Zeytinyağı içeren bir diyet ile hücrelerin oksidasyona direnç gösterdiği ve yaşlanmanın geciktiği kanıtlanmıştır.

Zeytinyağıyla beslenen farelerin, ayçiçeği ya da mısır yağı alanlara göre çok daha uzun yaşadığı bir çalışmayla kanıtlanmıştır.Zeytinyağının beslenme düzeninin temellerinden biri olan Girit'teki insanlarda da aynı durum saptanmıştır. Girit, ortalama yaşam süresinin dünyada en uzun olduğu yerlerden biridir.

Antioksidanlar, taze sebze ve meyvelerde bulunur. Zeytinyağı ise meyveden elde edilen doğal tek yağ olması sebebiyle besleyici özelliklerinin yanında, antioksidan ve vitaminler de içerir. Zeytinyağı, sağlık genini uyarır, sağlıklı ve uzun yaşamı sağlar. Eğer muntazam olarak zeytinyağı kullanıyorsanız, zeytin ağacının yüzlerce yıl yaşama özelliğinden bir kısmı da size geçecek ve yaşamınızı etkiliyecektir.

Prof. Alberto Fernandez Gutierrez ve Antonio Segura Carretero başkanlığında Çevresel, Biyokimyasal ve Beslenme Analitik-Kontrol Araştırma Grubu, zeytinyağının polifenolik bileşikleri ile karakterize edilen antioksidan özelliklerini ortaya koymak için yaptıkları çalışmada en ileri teknikleri kullandılar. Ayrıca, zeytinyağında bulunan bu bileşiklerin, dejeneratif hastalıklarla mücadele etme potansiyellerini araştırdılar.

Çalışma, İspanya Granada Üniveritesi, Beslenme ve Besin Teknolojisi Enstitisü ve Virgen de las Nieves Hastanesi'ninBeslenme Grubu'nun işbirliği ile tamamlandı. Araştırma grubu, 15 zeytinyağı imalathanesinden aldıkları örnek analizlerinden,polifenolce (doğal antioksidanlarca) zengin olan zeytinyağı tüketiminin, oksidatif stresten acı çeken insanların yaşam kalitesini artırdığını ortaya koydular. Aynı zamanda da hücre yaşlanması ve osteoporoz riskine karşı son derece yararlı olduğunu tespit ettiler. Alberto Fernández ve Antonio Segura'ya göre:
"Koruyucu maddeler olan polifenoller, dejeneratif(kireçlenme) kaynaklı herhangi bir oksidatif hastalıkla mücadelede yardım ediyor."

Vitamin deposu olan zeytinyağının içerdiği K vitamininin, karaciğer, damar çeperleri, alyuvarlar, adaleler ve beyin gibi önemli dokular üzerinde koruyucu etkisi olduğu biliniyor.
Çeşitli uzmanlık alanlarında yürütülen, çok sayıda araştırmalarda, zeytinyağının yararlı etkilerinin dikkate alınması gerektiği, ancak bunlardan yararlanabilmek için de, düzenli olarak günde 20-30 gram (2 çorba kaşığızeytinyağı tüketmenin doğru olduğu ortaya koyuldu.

ZEYTİNYAĞININ: SİNİR SİSTEMİ VE BEYİNDEKİ ETKİLERİ

Osteoporoz ve Alzheimer hastalıklarının gelişiminde zeytinyağı tüketiminin, kalsiyumun emilimini arttırması, beyin hücrelerinin zarında bulunan yağ asitlerinin yapısını oluşturması nedeniyle olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Zeytinyağı, günde 46gr yenildiğinde, yüksek miktarda tekli doymamış yağ asitleri içeriği nedeniyle, beyin hücre cidar zarlarının yapısal bütünlüğünü sağlamaya yardım ederek, yaşlanmayla ilgili hafıza kaybını önlemeye yardımcı olur. Yine aynı nedenlerle mental fonksiyonun yaşla ilgili kavrama özelliğini geliştirir. Panza'da zeytinyağının ileri yaştaki kimselerde zihinsel yeteneklerde gerilemenin önlenmesine yardımcı olduğunu gösterdi.
Zeytinyağı unutkanlığı önler. Akdeniz ülkelerinde yaşayan ve yemeklerinde çoğunluklazeytinyağı kullanan toplumların 65 yaş üzeri yetişkinlerinde hatırlama oranının, diğer ülke yetişkinlerine göre çok daha fazla olduğu saptanmıştır. E vitamini ve temel yağ asitlerinin, beyni, virütik ve toksik saldırılara karşı koruduğu, başka bir deyişle beyin bunamasını geciktirdiği saptanmıştır. E vitamini, hücre yenileme özelliğine sahiptir. Bir çorba kaşığızeytinyağı, günlük alınması önerilen E vitamini miktarını içerir.
Zeytinyağında bulunana linoleik asit, prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli maddeler) denilen ve insan hücrelerinde bulunan, vücudun kendini yenilemesinde önemli yeri olan maddenin üretimini sağlar. Özellikle sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar. Sürekli alınması gereken bir yağ asididir. Ve bunun için dezeytinyağı, en iyi kaynaktır. Zeytinyağı, hamilelikte de, bebeğin, hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etken teşkil eder.

ZEYTİNYAĞI: KANSERLE MÜCADELE EDİYOR

Oksidasyon, bazı kanserlerin de sorumlularındandır. Zeytinyağında bulunan, alfalinolenik asitler (Omega 3) düzenli kullanıldığı takdirde bazı kanser türlerine karşı, korunma sağladığı biliniyor. Zeytinyağı, A, D, E, K vitaminleri yönünden zengindir ve kanserle ilişkilendirilen serbest radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi bir kaynaktır.Antioksidan bileşikler, serbest radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.

Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis ve karaciğerinden çıkarılan squalene maddesi, dünyanın en önemlikanser ilacının yapımında kullanılmaktadır. Squalenen, en çok geleneksel yöntemlerle çıkarılmış %2 oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalene almış olur. Squalenemaddesi, tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir. Bu madde bazı böceklerde ve karıncalarda da vardır.
Danimarka Kopenhag Üniversitesi Hastanesi'nden Dr. Henrik E. Poulsen ve meslektaşları, İngiliz ve ABD'li bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri araştırmalarda, zeytinyağının faydaları konusunda elde ettikleri şaşırtıcı sonuçlar, yayınlandı.Zeytinyağı üzerine yeni bir çalışmayla, diyete bol miktarda ilave edilen zeytinyağının, vücut hücrelerinde kansere yol açabilecek zararların önlenmesine yardım ettiği sonucuna varıldı. Elde edilen sonuçlar "FASEB (Federation of American Societies for Experimental Biology) Journal"da yayınlandı.
Zeytinyağı güçlü antioksidan olarak fonksiyon gören birkaç fenol bileşiği içerir. Böylece zeytinyağının kansere yol açan hücre harabiyetine karşı koruma sağladığı kanıtlandı. Araştırmada, Güney Avrupalı erkeklerin, Kuzeylilere oranla daha az kanser hastalığına yakalanmalarının nedeninin de, Akdeniz tipi beslenmede kullanılan zeytinyağı olduğu ortaya çıktı. Zeytinyağındaki birçok yararlı bileşimden "fenol"ün güçlü bir antioksidan olduğunu belirten araştırmayı yapan ekibin başkanı Dr. Henrik Poulsen:
"Zeytinyağı tüketiminin, Kuzey ve Güney Avrupa'da görülen kanser vakalarının farklılığı konusunda belirleyici unsur olduğunu gözlemledik. Doğal bir besin maddesi olan zeytinyağının her bir damlasının şifalı olduğunu ve sofradan hiçbir zaman eksik edilmemesi gerektiğini" söyledi.

Bağırsak Kanserleri 

Zeytinyağı
nın, karaciğer ve bağırsak, meme ve cilt kanserindenkorunmada etkili olduğu ve bu etkininde yapısındaki, fenolik antioksidanlarla birlikte bulunan squalen ve oleik asitten kaynaklandığı bilinmektedir.

Son araştırmalar, zeytinyağının bol miktarda fenolik antioksidan içeriği, kalın bağırsak ve meme patolojisiyle ilişkili reaktif oksijen türleri(serbest radikaller) üzerinde kesin önleyici niteliğe sahip olduğunu göstermiştir. Bu maddelerin antioksidan tesirleri sebebiyle, DNA hasarına yol açabilecek olan maddeleri nötralize ettikleri ve DNA üzerindeki hasarın tamirine yararlı olduğu düşünülmektedir.
Zeytinyağının yapısında bulunan mono-doymamış (tekli) yağ asitleri, sindirim kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan, safra asitlerinin üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil, bağırsaklarda sindirilmektedir. Zeytinyağı, bağırsak boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini önlemeye yardımcı olur.
British Medical Journal'da yer alan bir araştırma raporunda, İspanyol bilim adamları, daha önceden kanser hücresi aşılamış oldukları deney farelerini, farklı yağlarla beslediler. 5 aylık gözlem devresinin sonunda zeytinyağı verilen farelerde, ötekilere oranla daha az kanser dokuları saptandı.

Alman Kanser Araştırma Merkezi
'nden Owen ve arkaşları, zeytinyağı kullanımının sağlık üzerine tesirlerini değerlendirdikleri bir derleme çalışmasında; bu yağın bünyesinde bulunan fenollerin, antioksidan hususiyetleri sebebiyle bazı kanserlerin (kalın bağırsak, meme ve deri) ve koroner kalp hastalıklarının gelişmesini engellediğini bildirdiler.

Ulusal Kanser Enstitüsü (American Cancer Society -Amerikan Kanser Derneği- Kanser Gerçekleri ve Figürler, 1997)'ne göre meydana gelen tüm kalın barsak kanseri vakalarının % 75'i, sağlıklı beslenme ile önlenebilirdi. Oxford Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma sonucunda, zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan ikincil öd asidi üzerindeki etkisinin, vücudu barsak kanserine ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı koruduğu saptandı.

"The Journal of Epidemiology and Community Health" (Ekim, 2000) adlı dergide yayınlanan araştırmaya, Amerika dahil 28 farklı ülkeden denekler katıldı. Sonuçlar, zeytinyağının barsak mukusu üzerindeki koruyucu etkisini delillendirilirken; araştırmaya göre zeytinyağı tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük oranda bulundu.

Oxford Üniversitesi'nden Dr. Micheal Goldacre ve doktorlar tarafından yürütülen son araştırmada, zeytinyağının, bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliğe sahip olduğu, kolon kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirlenmiştir. Doktorlar,zeytinyağının, bağırsak kanserinin başlamasını engellemek için midedeki asitle tepkimeye girdiğini keşfetmişlerdir. Oxfordaraştırmacıları, aynı zamanda zeytinyağının, safra asidi miktarını azaltarak ve DAO (diamin oksidaz adlı enzim) seviyesini yükselterek, anormal hücre artışını engellediği ve kansere karşı koruyucu olduğunu keşfetmişlerdir.

Sevilla Üniversitesi'nden yayınlanan makalede, zeytinyağının trigliserit metabolizmasına olan etkisiyle, kalın bağırsak vememe kanseri riskini, romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkların oluşumunu azalttığını; safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığını ve ayıca mide üzerine olan etkisi nedeniyle de, ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştığını bildirdiler. Kolon kanseri (kalın bağırsak), Batı'da en yaygın kanser türlerinden biri ve Amerika'da ikinci en yüksek kanser ölüm nedenidir.

Ulster Üniversitesi
'nde başkanlığını Prof. Ian Rowland'ın yürüttüğü araştırma ekibi, virgin(sızma) zeytinyağından ekstre edilen fenol bileşiklerinin oluşturduğu karışımın, kolon kanserine karşı koruyucu olduğunu buldu. Araştırmanın kilit ismi Dr. Chris IR Gillzeytinyağınca zengin Akdeniz diyetinin detaylı araştırıldığını ifade etti. Laboratuvarda model hücreler üzerindeinvitro(cansız) ortam kullanılarak yapıldı. Dr. Gill araştırma hakkında şunları söyledi:
"Zeytinyağı fenollerinin konsantrasyonunu artırarak, bir kanser hücresi hattının 24 saat inkübasyonundan(kuluçka) sonra, DNA hasarından hücreleri koruduğunu bulduk. Zeytinyağı fenolleri, bir başka hücre hattında 48 saat sonra, karsinojenez (carcinogenesis) yolunda anti-promoter (anti-etkinleştirici) etki gösterdiler."

Epidemiyoloji ve toplum sağlığı gazetesindeki bir haberde Goldacre şunları söylüyor:
"Zeytinyağı, kolon kanserinin ilerlemesinden koruyucu bir etkiye sahip olabilir. Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıyor ve bağırsaklardaki hücre yenilenmesini düzenlediği düşünülen yararlı enzim miktarını artırır."

Araştırmacılar, zeytinyağının deoksilik asit olarak adlandırılan madde miktarını azalttığını ve bağırsaklardaki hücre bölünmesiyle ilişkilendirilebilen diamin oksidase enzimini düzenleyerek, bağırsak kanserine karşı koruyucu bir etkisi olduğunu tahmin etmektedirler. Hayvanlar üzerinde yapılan eski araştırmalar, zeytinyağının kanser ve tümör oluşumunda aspir(papatyagiller familyasından bir yağ bitkisi) ve balık yağından daha faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Japon bilim adamları, saf zeytinyağının güneşlendikten sonra deriye uygulanmasının, yavaş büyüyen tümörle deri kanserine karşı korucu bir etkiye sahip olabileceğini söylüyorlar.

Meme Kanseri

Amerikan Tabipler Birliği'nin, "Archive of Internal Medicine" dergisinin 12 Ocak 1998 sayısında bir makale yayınlandı. İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden başta Alicja Wolk olmak üzere 8 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından,  40-76 yaş arası 61471 kadın üzerinde, 4 yıl süren meme kanserleri üzerine, bir araştırma yapıldı. Araştırmada, günde bir çorba kaşığızeytinyağı (yaklaşık 10 g.) almanın, aynı anda başka yağlı maddeleri azaltmak koşuluyla, meme kanseri riskini % 45 oranındadüşürdüğü tespit edildi. Aynı derginin 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışmayla da, yüksek oranda zeytinyağıtüketen kadınların, göğüs kanserine yakalanma riskinin azaldığı tespit edilmiştir.
Harvard Üniversitesi, Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Dr. Dimitrios Trichopoulos:
"Amerikalı kadınlar, doymuş yağların yerine daha fazla zeytinyağı tüketmiş olsalardı, göğüs kanseri riskinde %50 kadar azalma gerçekleşebilirdi. Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri gibi" dedi.

Chicago'daki Feinberg Üniversitesi'nden Dr. Javier Menendez başkanlığındaki heyet tarafından yapılan ve sonuçlarıAmerikan Onkoloji Yıllığı'nın son sayısında yayınlanan araştırmaya göre zeytinyağında bulunan oleik asitmeme kanserine karşı koruyucu özellikler taşıyor. Oleik asitmeme kanserinin tetikleyicilerinden olan Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen genin harekete geçmesini engelliyor. Meme kanseri hastalarının %30'unda, bu genin aktif olarak rol oynadığı ancakzeytinyağındaki oleik asitin bu genin harekete geçmesini büyük oranda engellediği belirlendi. Laboratuvar şartlarında yapılan deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi, oleik asit sayesinde %20 azaltıldıKanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini etkisiz kılan oleik asidin, tedavinin etkisini de arttırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.

Benzer bir çalışmada Northwestern Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılıp, bu makale 10 Ocakta "Annals of Oncology" dergisinde yayınlanmıştır. Makaleye göre,  zeytinyağındaki mono-doymuş yağ asiti oleik asitgöğüs kanserlerinin %25-30'undan sorumlu kanser genini felce uğratabiliyor.

Northwestern Üniversitesi, Feinberg School of Medicine'dan Prof. Ruth Lupu, makale sonuçları ile ilgili olarak:
"Bu sonuçlar diyet, göğüs kanseri tedavisi ve önlenmesi üzerindeki heyecan verici bir araştırmada bize yol gösterecektir" dedi.

Göğüs kanseri hücreleri üzerinde yapılan bir seri laboratuvar deneylerinde, göğüs kanserine neden olan Her-2/neu gen ifadesinin, oleik asitle tedavi edildiğinde % 46'dan daha fazla azaldığı tespit edildi. Lupu ve arkadaşları,oleik asitin hem Her-2/neu onkogen seviyesini baskıladığını, hem de çok sayıda göğüs kanseri hastanın tedavisinde kullanılan HerceptinTM (trastuzumab) ilacının etkinliğini artırdığını buldular. Akdeniz diyeti gibioleik asitle zengin diyet, Her-2/neu pozitif olan göğüs kanseri hastalarında, kanserli
hücrelerin Herceptin'e direncini geciktirmiş veya önlemiştir.

Sızma zeytinyağında, anti-kanser kimyasalları tespit eden İspanyalı araştırmacılarda, bu kimyasalların, göğüs kanseri riskini azalttığını belirtiyorlar. Araştırmacılar, "sızma zeytinyağı"nı parçalara ayırıp laboratuvarda göğüs kanseri hücrelerine karşı test ettiler. Bu çalışmada,bitki kimyasalı olan polifenol(bitkisel antioksidan) içeren tüm parçaların, göğüs kanseri geni HER2'yi engellediği bulundu.

Polifenol adı verilen bileşikler, aşırı aktif HER2 geni taşıyan hücrelerin,apaptosis denen bir işlem sayesinde kendi kendilerini yok etmelerini sağlarlar. Normal şartlarda apaoptosis, kansere dönüşebilecek arızalı hücrelerin temizlenmesine yardımcı olur. Herceptinilacı ise, HER2 genini hedefleyerek, yalnızca belli hastalarda etkili olur.

"BMC Kanser" dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmada, Catalan Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Javier Menendez,zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin, kalp hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin olduğunu söyledi. Menendez:

"Bulgularımız ilk kez, sızma zeytinyağındaki karmaşık fenollerin, göğüs kanserine neden olan, HER2 genini büyük ölçüde engellediğini gösterdi" dedi.

Bilim adamları oleik asitin en fazla zeytinyağında bulunduğunu, bu nedenle tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çekiyorlar.

Rahim Kanseri

"Journal Cancer and Control" dergisinde yayınlanan makalede; ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30oranında rahim kanseri riskinin azaldığının görüldü belirtildi. Zeytinyağı ağırlıklı beslenen İtalya, Yunanistan ve İspanya gibiAkdeniz ülkelerindeki kadınlarda, diğer Avrupa ülkelerindeki kadınlardan daha düşük oranda rahim kanseri görülmektedir. Beslenmenin, daha düşük orandaki rahim kanserinde rol oynayıp oynamadığını öğrenmek için; Bosetti ve arkadaşları rahim kanseri 1031 kadının beslenmesi ile kanser hastalığı olmayan 2411 kadının beslenmesini karşılaştırdı. Araştırma sonucunda günlük belli bir miktar zeytinyağı tüketen kadınlarda rahim kanseri oranının, zeytinyağı tüketmeyen diğer kadınlardan dahaaz düşük olduğu sonucuna vardılar.

Prostat Kanseri
New York'ta Buffalo Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan bir madde olan ß-sitosterol'ün, prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, ß-sitosterol'ün, hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirdiği, böylece hücre büyümesi kontrolsüz hale gelmeden kanserin engellenebileceği sonucuna varmışlardır. 

Deri Kanseri

Cilt kanserine karşı: Skualen adlı madde, deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getiriyor. Japonya'nın Kanazawa Üniversitesi'nden Budiyanto ve arkadaşlarının fareler üzerinde yaptıkları bir araştırmayla ulaşılan sonuca göre;güneşlendikten sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel zeytinyağıtümör oluşum riskini azalttığı için deri kanserine karşı koruyucu etki sağlamaya yardımcı olduğu tespit edildi. Yine keratin proteininin de, oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.

ZEYTİNYAĞI VE AIDS HASTALIĞI

Zeytinyağı, AIDS hastalığının nedeni olan HIV mikrobuna karşı savaş açıyor. Granada Üniversitesi, Madrid Carlos III  Hastanesi'nden Organik Kimya uzmanı Prof. Andrés García-Granados başkanlığındaki bir grup araştırmacı, yaptığı çalışmada; maslinik asitin(zeytin kılıfını saran, mum tabakasında bulunan bir madde), HIV mikrobunun enfekte ettiği hücreden, hücre dışı ortama çıkmak için kullandıkları serin-proteaz enzimini inhibe ettiğini(enzim çalışmasını durdurduğunu) ortaya koydu.
Sonuç olarak, enfeksiyonun tüm vücuda yayılmasını engellemektedir. Granada'daki bilim adamları, zeytin-ezmesi yağıkullanımının, AIDS mikrobu olan HIV'in yayılmasını %80 seviyesinde azalttığını gösterdi.

ZEYTİNYAĞI DOĞAL MÜSHİLDİR

Zeytinyağı, incebağırsağı çalıştırıp kolesistokinin salgısını artırarak, kabızlığı önlerZeytinyağı, katı yiyeceklerin sindirimini ve bağırsaklardan geçişini kolaylaştırır. Zeytinyağının barındırdığı bitkisel müshil, vücudun sindirim sistemini korur ve doğal bir müshil gibi çalışır. Sızma zeytinyağı, tek başına alınabileceği gibi, eğer tadı sevilmiyorsa, biraz limon suyu ile de karıştırıp alınabilinir. Bir çorba kaşığı zeytinyağı ile orta büyüklükte bir limonun suyu karıştırarak, her sabah aç karnına içilir. Zeytinyağı, iyi bir laksatiftir. Sürekli kabızlık çekenlerin, sabahları aç karnına bir bardak suyla, 2 kaşık zeytinyağıalmaları gerekir. Dövülerek içine zeytinyağı karıştırılmış incir; mide ve bağırsakları temizlemek için yenilen bir çeşit sağlık reçetesidir. Zeytinyağı Fitili; Kalın bağırsağı temizlemede etkilidir.

MİDE VE SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ
Midenin çeşitli yağlı besinlere gösterdiği tolerans, kişiden kişiye değişir. Ama genel olarak, bol yağlı bir yemek, insana ağırlık duygusu verir. Yemek yağlı olduğunda, mide her zamankinden geç boşalır. Ne var ki 10 g.(1 çorba kaşığı)zeytinyağı, ister çiğ, ister önceden ısıtılmış olsun, midenin boşaltma süresinde değişiklik yapmaz. Mide tarafından en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay yağ olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da kolaylaştırır.

Zeytinyağının, mide iç zarını koruyucu etkisi olduğu, araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu da ülser gelişimini engellemede önemli bir avantaj oluşturur.Mukozayı korursindirim ve emilim sistemi bozukluklarıbarsak hastalıklarını önler. Sıcak ve soğuk tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar,gastrit ve ülsere karşı koruyucudur.

Zeytinyağı, mide ülseri ve kansere karşı koruyucudur. Akdeniz diyetinin ana kaynağı olan zeytinyağında bulunanpolifenollerHelicobacter pylori bakterisinin neden olduğu enfeksiyonu önleyebiliyor. İspanya Grasa Enstitüsü, Valme Hastanesi'nden bir grup araştırmacı, simule edilen in vitro şartlar altında, polifenolce zengin ekstra virjin zeytinyağının,antibiyotiklere dirençli olduğu bilinen H.pylori'nin 8 suşuna karşı antibakteriyal etkisinin olduğunu rapor etti. "Journal of Agricultural and Food Chemistry" dergisinde editör Concepcion Romero:
"Bu sonuçlara bakıldığında, ekstra virjin zeytinyağının, peptik ülser ve gastrik kansere karşı kemoprotektif (kanserle mücadele) ajan olabilirliği açıktır" diyor.

Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda yeşil çay, kızılcık şurubu ve bazı diğer doğal besinlerin, H.pylori'nin gelişmesiniinhibe ettiğini gösterdi. Midenin asidik ortamında yaşayabilen bu bakterinin, peptik ülser ve gastrite neden olduğu bilinmektedir.

Yeni çalışma ilk kez laboratuvar deneylerinde kullanılan zeytinyağı polifenollerin potansiyel anti-H. pylori rolü araştırıldı.Ekstra virjin zeytinyağında bulunan sağlığa yararlı fenolik bileşikler, midenin asidik ortamında saatlerce kalabiliyor.
Aslında, simulasyon şartlar altında araştırma sonuçları şunu göstermiştir: Zeytinyağında bulunan polifenollerin yarısı, gastrik sıvının su fazına difüze olabiliyor ve bu fenoller, en yüksek anti-H. pylori aktivitesi göstermektedir. Romero:
"Sonuçlar, secoiridoid aglycons bileşiklerinin, gastrik sıvının asidik ortamında parçalanmadığını gösterdi. Bu bileşikler,zeytinyağının en güçlü anti-H. pylori bileşikleridir" dedi.
Crespi, zeytinyağının farelerde, Shay'ın deneysel ülserini engellediğine işaret etmiştir. Öte yandan Taits, ülserli 102 hastayı tedavi ederken, hayvansal yağları, zeytinyağı ile değiştirmenin, olguların %33'ünde lezyonlarda bir azalma ve %55'inde ülser nedbeleşmesi(doku yitimlerini onarma süreci) yaptığını, buna aşırı asit salgısı ve antral hipermotilitede bir iyileşmenin eşlik ettiğini bulmuştur.

Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde kalp ve damar hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araştırmış. Bütün yemeklerde sadece natürel sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda, ülser yaralarının kapanma oranının % 55 olduğunu saptamıştır.

Sabah aç karnına,  sindirimi kolaylaştırmak,  mide yanması ve gaz problemlerine, iştahsızlığa karşı mideyi güçlendirmekiçin bir çorba kaşığı sızma zeytinyağı içilir.
Kuru incir ve zeytinmide ağrılarına, hatta ülsere karşı şifadır: Kırk tane kuru incir, ortadan yarılarak bir kavanoz içine konur. Üzerlerini kapatacak şekilde sızma yağı dökülür. İncir zeytinyağının içinde kırk gün bekletilir. Sonra, her sabah aç karnına, kavanoz bitinceye kadar bir incir alınıp yenilir.

SAFRA KESESİ TAŞINA ETKİSİ

Zeytinyağı ayrıca gastrik hareketliliği azaltır. Bunun sonucu olarak dolgunluk hissi verir ve midedeki besinlerden maksimum derecede faydalanılmasını sağlayacak şekilde, yavaş ve azar azar ince barsağa geçişi sağlar. Mideden geçen bütün yağlar, ince bağırsağa doğru aktarılmadan önce, küçük damlacıklar haline dönüştürülürler. Safra bu dönüşümü kolaylaştırır.

Zeytinyağı, yararlı etkilerini yağların sindirimini tetikleyen öd salgısının aktivitesine borçludur. Zeytinyağı, karaciğer ve safra kesesi fonksiyonunu uyararak safrayı arttırır. Sarılıkta çok faydalıdır, karaciğer ağrılarını giderir. Zeytinyağınınhepato-biliyer(karaciğer ve safra kesesi) sistemi üzerindeki etkilerinden biri, optimal safra salgısı emilimini sağlaması vesafra kesesini tamamen boşaltmasıdır. Karaciğerde safra tuzlarının sentezlenmesini uyarmasının yanı sıra, kolesterol atılım miktarını da çoğaltır.

Sindirim sistemine ait organların bir denge içinde çalışmasını sağlayan, hormon benzeri bir madde olan kolesistokininsalgılanmasında alınan gıdaların cinsi etkili rol oynar. Zeytinyağı yenildikten sonra salgılanan kolesistokininsafra kesesikasılmasını uyarmanın dışında, safra kanalının bağırsaktaki ağzı olan oddi büzücü kasının, daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Bu da, safra kesesi tembelliği, safra taşı oluşumu ve sindirim güçlüğü gibi sağlık sorunlarını ortadan kaldırır. Safrada, ince bağırsağa geçer geçmez lipitlerin ince bağırsak mukozasından emilecek şekilde parçalanmasını sağlar.

Safra kesesi taşı, kolesterol veya safra sıvısının katılaşmasından oluşan sert bir bileşimdir. Düzenli olarak zeytinyağıtüketilmesi, böbrek ya da safra taşlarının oluşmasını önlemektedir. Heaton, safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Safra kesesi tıkanıklığında ve taşında; sabahları aç karnına 50-100 gr. Zeytinyağı alınır ve tedaviye 1 hafta devam edilir. Zeytinyağı, yararlı etkilerini yağların sindirimini tetikleyen safra salgısının aktivitesine borçludur; çünkü bunlarsafra salgısı tarafından sindirilir.

Chauffard ve Dupre, eski zaman doktorları tarafından da iyi bilinen bu yararlı etki nedeniyle, 1988'e kadar, zeytinyağının ampirik(deneysel) bir ilaç olduğunu ve oruç tutarken sabahları büyük dozların (günde 200-300 gram) tavsiye edildiğini ileri sürmüştür. Singer ve Pavel gibi diğer araştırıcılar, her zaman, zeytinyağının kolesistopatilerin(safra kesesinin az çalışması, karaciğere kolesterol taşınmasında artış) tedavisinde yararlı olduğunda birleşmişlerdir. İtalya'da zeytinyağı tüketiminin daha yüksek olduğu bölgelerde, safra taşı oluşumunun daha seyrek olduğunu bulan Messini ve Cairelli'nin çalışmalarıyla doğrulanmıştır.

Halsizlik, safra kesesi taşıHint cevizi (noix muscade) zeytinyağı. Safra-böbrek sifonu tedavisi de denilen basit bir tedavi vardır. Zeytinyağını elma suyu, epsom tuzu(magnezyum sülfat) ve limon suyu ile karıştırıp içilir. (Andreas Moritz, "Harika Böbrek Temizleme Yöntemi')

DİYABETTE ZEYTİNYAĞI 


Tekli doymamış yağ asitlerinin, kan şekerini düşürücü bir etkisinin olduğu, pek çok çalışmayla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının diyabetli hastalarda kandaki şeker oranını %12 oranında azalttığı tespit edilmiştir.

Çoklu doymamış yağlar
da(Omega 6), şeker hastalığına karşı mücadelede koruyucu etki gösterir. Kandaki insülin oranının düşmesini kolaylaştırır. Kan şekerini, pankreas tarafından salgılanan, insülin düzenler. Zeytinyağının içerdiği, oleik asit, pankreas enzimlerinin çalışmasını uyarır.

II. Federico Üniversitesi, Dahiliye ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden A. A. Rivellese, G. Riccardi ve M. Mancini:

"Zeytinyağı, insülin direncini engeller ve kandaki glikozun daha iyi kontrolünü, tedavinin daha etkili olmasını sağlar" dedi.

Zeytinyağı, şeker hastalığıyla çok yakından ilişkisi olan pek çok risk faktörünü önleyici etkisi vardır.
Zeytinyağı, diyabet hastalarında kalp hastalıkları riskini önlüyorPre-diyabet ve metabolik sendrom üzerine ulusal bir kongrede sunulan bir araştırmaya göre, Tip 2 diyabet hastalarının yiyeceklerine eklenen zeytinyağıkalple ilgili riskleri azaltabiliyor.

Tunus Monastir Biyokimya Laboratuvarı başkanı Dr. Mohammed Hammami, kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyan Akdeniz diyetinin potansiyel mekanizmasını tanımlamak için başlattıkları çalışmada, Tip 2 diyabet hastaları üzerinde beslenmesinde dahil olduğu homosistein(yeni kolesterol) ve diğer kardiovasküler risk faktörleri arasındaki ilişkiyi analiz etti.

Dr. Hammami'ye göre, plazma homosistein düzeyi, ekstra virjin zeytinyağı tüketen diyabet hastalardan, az veya hiç tüketmeyen diyabetli hastalarda daha düşük bulundu. Yapılan çalışmayı, kardiyovasküler risk faktörleri özellikle dehomosistein düzeyi üzerinde, Akdeniz diyetinin yararlı etkilerini gösteren diğer çalışmalar da desteklemektedir.
Zeytinyağının farklı bileşiklerinin etkilerini araştırmakla çalışmasına devam ettiğini söyleyen Dr. Hammami, zeytinyağında bulunan oleik asit ve diğer minör bileşiklervitamin ve polifenollerin, homosistein düzeyini düşürdüğünü gösterdi.

OBEZİTE VE ZEYTİNYAĞI

İnsülin
, kanda bulunan glikozun(şeker), glusidlerin(kan şekeri endeksi) sindirilmesinden sonra ihtiyacı olan hücrelere girmesine ve glikojen halinde karaciğerde ve kaslarda depolanmasına olanak sağlar. Ancak insülinin etkisiyle, fazla glikozyağa dönüşür.

Pek çok çalışma, zeytinyağının şişmanlama üzerinde dolaylı olumlu etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Oleik asit kandakişekeri düşürür, böylece fazla insülini azaltarak, insüline karşı hassasiyeti düzene sokar. Zeytinyağı, aşırı şişmanların metabolizmasındaki bozuklukların azaltılmasında da yarar sağlar. Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu'ndan Frank Sacks:
"Zeytinyağı açısından zengin bir diyet, aşırı şişmanlığı kontrol altına almada ve tedavi etmede, düşük yağlı bir diyetten daha etkilidir. Ayrıca daha uzun süreli kilo kaybına neden olur ve kiloyu korumak daha kolaydır" diyor.

Wageningen Üniversitesi'nden Profesör Kim Knoops tarafından yürütülen çalışmada, obez deneklerin de Akdeniz tipi beslenme sayesinde önemli ölçüde kilo verdikleri, tansiyonlarının normale döndüğü, şeker, kolesterol ve trigliserit oranlarının düzeldiği ifade edildi.

Avrupa'nın 11 ülkesinde 10 yıl süreyle, sağlığı iyi, sigara içmeyen, az alkol kullanan ve fiziksel olarak aktif 2339 kişi üzerinde yapılan çalışmanın sonuçları, ABD'de Amerikan Tıp Birliği Dergisi'nde yayınlandı. Wageningen Üniversitesi'nden Profesör Kim Knoops tarafından yürütülen çalışmada deneklere, meyve, sebze, zeytinyağı ve balıktan oluşan "Akdeniz Diyeti" uygulandı. 180'i obez olan deneklerin, Akdeniz tipi beslenme sayesinde iki yıl içinde önemli ölçüde kilo verdikleri, tansiyonlarının normale döndüğü, şeker, kolesterol ve trigliserit oranlarının düzeldiği, iyi kolesterol oranlarının arttığı belirtildi.
MENAPOZ

Zeytinyağında bulunan, östronlar; östrojen hormonudur. Zeytinyağının, östrojen hormonlarının takviyesi yönünden, menopoz dönemindeki kadınlar için de önemli olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışmalar vardır.

BÖBREKLER

Zeytinyağı,
 tekli doymamış yağ asitleri içeriği nedeniyle, böbrek taşlarına neden olan kolesterol üretimini azaltarak, böbrek taşı oluşum riskini düşürür. İçindeki klor sayesinde böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylecevücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır.

ZEYTİNYAĞININ: BÜYÜMEYE ETKİLERİ

Süt çocuklarının kalori alımının yaklaşık % 50'si lipit şeklindedir ve bunun % 10'unu çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur.Sütten kesildiği zaman, bebeğin hâlâ oldukça büyük miktarda lipitlere gereksinimi vardır. Bebeklerde esansiyel yağ asidi yetersizliğinin görülmesi pek mümkün değildir; fakat linoleik asit alımının az olması gelişmeyi geciktirebildiği gibi, deri,karaciğer ve metabolik bozukluklarda oluşturabilmektedir.
Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin, sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Zeytinyağı, bu açıdan da vazgeçilmez bir besindir. Çünkü zeytinyağı, çocuk gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, anne sütüne eş miktarda içerir. Zeytinyağında bulunan oleik asit, annesini emerek beslenen bebeğin sinir dokularının gelişimi açısından çok faydalıdır.

Zeytinyağı, anne sütüne en yakın miktarda linoleik asit içerir. Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadar doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır. Zeytinyağı, aslında oldukça düşük miktarda esansiyel yağ asitleri temin eder, faka tlinoleik/linolenik oranı anne sütünde bulunana benzerdir.
İnsan sütü, hayvansal ve bitkisel yağlarda bulunan "yağ asitleri"nin karşılaştırılması.
Hayvansal/Bitkisel
Doymuş %
Oleik %
Linoleik %
Linolenik %
İnek Sütü
43-49
35-40
1.5-2.1
eser
İnsan sütü
42-48
32-35
8.3-1.5
0.5-1.5
Zeytinyağı
8-25
55-83
3.5-21
0.0-1.5
Yerfıstığı yağı
17-21
40-70
13-28
-
Ayçiçeği yağı
5-13
21-55
56-66
Mısırözü yağı
12-18
32-35
34-62
0.1-2.5
Çoklu doymamış yağların yeterince alınmaması, çocukların beyin hücrelerinin zarlarında bozukluklara, sonucunda da öğrenme güçlüğü ve davranış bozukluğuna neden olabilir. Sinirlerde akışkanlık için gereken enzimlerde eksilmeye,retinada rahatsızlıklara, hücrelerin bazı toksinlere olan dirençlerinde düşüşe yol açabilir. Linoleik asidin eksikliği,gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur.

KEMİK GELİŞİMİNE YARDIMCI OLUR

Kemikler, organizmanın mineral yapılarının deposunu oluşturur.Kemiklerde mineral birikimi olmadığı takdirde, kemik erimesigibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bu bakımdan,zeytinyağının, iskelet yapısı üzerinde çok olumlu katkısı vardır. Zeytinyağının içerdiği, A, DE ve K vitaminleriçocukların ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı olması, kalsiyumu sabitleyerek kemikleri güçlendirmesi bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca, kemik mineralizasyonunu (minerallerin kemiklerde çökmesini sağlar) harekete geçirerek kalsiyum kaybını engeller.

Zeytinyağı, kemik ve vücut gelişmesi açısından önem taşımaktadır. İnsanlarda kemik oluşumunu olumlu yönde etkileyerek vücudun iskelet yapısını güçlendirir. Bu özelliği ile bir yandan büyümeye yardımcı olduğu için çocuklar, öte yandan da kemik erimesini (osteoporoz) frenlediği için erişkinler, özellikle kadınlar için çok yararlıdır. Çocukları raşitizmden korur. Günde birkaç damla zeytinyağı, bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.

Yaşlılıkta diğer ciddi bir problem de kemik kalsifikasyonudur(Kemiklerdeki kalsiyumun kaybı, kireçlenme). Laval-Jeantet tarafından yapılan çalışmalara göre, zeytinyağının yararlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bu etki doza bağımlı da olabilir. Çünkü ne kadar fazla zeytinyağı yenirse, ortaya çıkan kemik mineralizasyonu da o kadar iyi olmaktadır. Kemiklerin yapısal lipitleri içinde büyük miktarlarda oleat bulunur.

Güney Fransa'da yürütülen araştırmada doğrulandığı gibi, sağlıklı bir kemik mineralizasyonu elde edebilmek için, esansiyel yağ asitlerinin öngörülen düzeylerde temin edilmesi ile birlikte, diyetle yeterli miktarlarda oleat alınmasına da gereklidir.Zeytinyağı içeren bir diyet, böyle bir oleat alımını tümüyle karşılamaktadır. Fransız araştırmacılarına göre, zeytinyağı,erişkinlikte yaşlanmanın neden olduğu kalsiyum kaybını önlemek için gereklidir. Musahipzade Celâl'in, "Eski İstanbul Yaşayışı"nda: Zeytinyağı, vücuda kalsiyum alınışını kolaylaştırır, kireçlenmeyi önler der. "Laval-Jeantet" de başka bir çalışmada, zeytinyağının, kemiklerin sertleşmesini kolaylaştırdığını, bu nedenle de zeytinyağı tüketilmesinin kemik erimesini önleyen etkenlerden biri olduğunu ortaya çıkardı.

EKLEM ENFEKSİYONUNU ÖNLER


İltihap ve kireçlenme, kişide büyük ölçüde ağrı, şişme veya sertleşmeye neden olur. Bu da kişinin hareketlerini önemli oranda kısıtlar. Kahvaltıdan önce alınan bir çorba kaşığı zeytinyağı, bu ağrı ve semptomları azaltıp, hastalıkların oluşmasını engellemektedir. Zeytinyağı, mevcut en güçlü anti-iltihapsal yiyeceklerden biridir. Zeytinyağıeklem hastalığı riskini azaltmaktadır.  Linos tarafından, 145 romatizmal eklem iltihabı çeken, 188 sağlıklı insan üzerinde Yunanistan'da bir araştırma yapıldı. Bu araştırma, hastalığa yakalanma riskinin, sızma zeytinyağını tüketen grupta, 2,5 kez daha düşük olduğunu gösterdi. Bu sonuca etkisi olduğu sanılan oleik asit, iltihaplanmayı kolaylaştıran maddelerin oluşumuna karşı savaşır.

Araştırmacıların raporlarına göre, bol miktarda zeytinyağı ve pişmiş sebze yiyenlerin, romatizmal artrit geçirme riskleri azalabilmektedir. Yunanistan'da yapılan araştırmaya göre romatizmayı önlüyor. Amerika'da yapılan araştırmada iyi kalite zeytinyağının içinde bulunan kimyasal maddelerin, aynı bir ağrı kesici gibi etki gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ağrı kesiciden farkı yok.
Her gün bir çorba kaşığı tüketilen zeytinyağından, ağrıyan yer­ler ovularak acılar azaltabilinir. Vücuttaki tutulmaları azaltmak için, zeytinyağlı masajlar yapılır. Zeytinyağı tortusu, siyatik, mafsal ağrılarına, sürülürse iyi gelir. Zeytinyağı, romatoid artritleri önlemeye yardımcı olur.

KAS KRAMPLARI VE AĞRILARINDA YARARLI

Sonuçları İngiliz bilim dergisi ''Nature''da yayınlanan araştırmayı yürütenABD'nin Philadelphia'da faaliyet gösteren Monell Kimya Merkeziaraştırmacılarının lideri Paul Bresling, sızma zeytinyağında ''İbuprofen'' adlıağrı kesicilerde bulunan bir maddeye rastlandığını açıkladı. Bilim adamı,sızma zeytinyağının içinde bulunan ve genizden geçerken yakıcılık veren maddenin, aynı İbuprofene benzeyen özelliğe sahip olduğunu söyledi. Bresling, düzenli olarak günde 50 gram soğuk presle sıkılmış sızma zeytinyağı kullanımının, günlük olarak tavsiye edilen İbuprofen dozajının %10'una denk ağrı kesici etkisinin bulunduğunu belirtti. Araştırmada, önerilen düzeyde sızma zeytinyağı yemenin, migren gibi genellikle kronik ağrıların etkilerini azalttığı da ifade edildi.
Monell Chemical Senses Merkezi ve Philadelphia The Sciences Üniversitesi'nden bilim adamlarının raporuna göre; extra virgin zeytinyağların yapısında doğal olarak bulunan oleocanthal kimyasal bileşiği, non-steroidal anti-inflammatoryözellikte bir maddedir (steroid olmayan anti-inflamatuar).
Araştırma sonuçları, giderek şiddeti artan inflamasyonun, çeşitli kronik hastalıklarda anahtar bir rol oynamasından dolayı önem taşımaktadır. Biyolog Gary Beauchamp (Monell, PhD), Akdeniz mutfağının sağlık üzerine bazı etkilerinin, kaliteli (birinci sınıf) zeytinyağlarının yapısında bulunan oleocanthalın doğal anti-COX aktivitesinden kaynaklanabileceğini ortaya koydu. Sonuçlar, "Nature" dergisinin "Eylül Bülteni"nde yayımlandı.
Monell ve The Sciences Üniversitesin'den bilim adamları, oleocanthal ve ibuprofen arasındaki sensory (duyumsal) benzerlikleri ve ortak farmakolojik özellikleri araştırdı. Çalışmalar, ibuprofen gibi oleocanthal bileşiğinin de COX-1 ve COX-2 enzimlerinin aktivitesini inhibe ettiğini gösterdi. COX aktivitesinin inhibisyonuna, ibuprofen ve diğer non-steroidal anti-influmatuar yatıştırıcıların (NSAIDs) anti-inflamatuar fonksiyonu sebebiyet verir. Elde edilen yeni sonuçlar, oleocanthalındoğal anti-inflamatuar madde olduğunu gösteriyor. 
-Aynı miktarda sızma zeytinyağı ile karanfil yağı karıştırılır. Bir havlu sıcak suya batırılıp sıkılır ve kramp olan bölgeye birkaç dakika boyunca bastırılır. Sonra ısınmış olan kas bölgesine hazırlanan karışım sürülür.

-Ağrıyan adaleye, zeytinyağıyla biberiye karıştırılıp masaj yapılır.

-Zeytinyağı ve birkaç damla sarımsak; eklem, diz ve tüm kemiklere iyi gelir.

-Romatizma ağrıları için, dövülmüş kuru defne yapraklarını, zeytinyağı içinde sulandırıp krem haline getirilir, ağrıyan yere bolca sürülür.

DERİ YARALANMALARINDA ZEYTİNYAĞI 

Zeytinyağı
nın, polifenol bileşenleri, kozmetik ve ilaç sanayinde deri hasarını önleyici olarak kullanılan (tokoferoller gibi - Antioksidan (oksitlenmeyi önleyici) etki gösteren bir grup tokoferol denilen maddelere kısaca E vitamini denmektedir.) geleneksel antioksidanlarla karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, polifenenollerin radikalleri (hücrelere, canlıya zarar verebilen) yok etmede en yüksek etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir.

Kesik
lerin üzerine zeytinyağı koyma alışkanlığı çok eski zamanlardan bu yana bilinmektedir.  Zeytinyağıyaralarıntedavisinde kullanılan merhemlerin ana maddelerinden birini oluşturmaktadır.

- Ağız içindeki yaralarda, zeytin yaprağı çiğnenir. 
- Apseli ve akıntılı yaralarda; mürsafi, mesteki, sarısabır, çam sakızı, terebentin, birer tatlı kaşığı alınarak yeteri kadarzeytinyağı ile merhem yapılır, yaraya sürülür. 
- Deri yırtılmaları veya kesiklerde, zeytinyağını, arı balmumu, doğranmış soğan ve kuyruk yağı ile karıştırarak yara merhemi olarak kullanılır.
- Düşme, çarpma sonunda oluşan morluklarda, hemen zeytinyağı sürülür.
- Zeytinyağı, kafa derisine sürüldüğünde kepekleri yumuşatarak uzaklaştırılmalarını kolaylaştırır.
- Alerjik çocukların tedavisinde, saç dökülmesinde, çatlamış derilerin tamirinde, kaynatılmış ve süzülmüş ılık zeytinyağı, doğal bir ilaç görevi görmektedir.
- Keratin proteininin oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.
-
 Zeytinyağı, yağ asitleri eksikliği nedeniyle oluşan egzamaları azaltır. Eşit miktardaki zeytinyağı, çiğ süt ve su, iyice karıştırılıp, egzamaya sürülür.
Yaprakları ile taze dalları dövülerek, yara üzerine konulur. Siyatik için de uygulanır.
- Yakıcı ağrılara sebep olan zona cilt hastalığında, önce eşit oranda karıştırılan su ve sirke ile kompres yapıldıktan sonra,zeytinyağı ile masaj yapılır.
- Cildin nemli kalma yeteneğini arttırır. Cilt yanıkları, deride çizik, yara veya enfeksiyon durumunda, üzerine merhem niyetine uygulanabilinir.
- Tıraş köpüğü yerine kullanılabilir.
- Ödem oluşmasını önleyicidir.
- Sivrisinekler ve karasineklerzeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.
- Eğer kene yapışalı bir saatten az olmuşsa, üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatarak öldürmeye çalışılır. Zeytinyağını 10 ila 15 dakika kadar tutulur, büyük ihtimalle kene düşecektir. Eğer kene, 2 saatten uzun kalmışsa ve düşmemişse mutlaka tıbbi yardıma başvurmalıdır.
Denizanası ısırıklarında, tedavide zeytinyağı kullanılır. Zeytinyağından bir miktar ısırılan bölgeye sürülür. Yine de hemen tıbbi yardıma başvurulmalıdır. Çünkü denizanası ısırıkları, çeşitli tehlikeli komplikasyonlara yol açabilir.
Soğuktan donmaya karşı, 3O'ar gr zeytinyağı, nane yağı ve amonyağı karıştırılır. Söz konusu bölgeye ovarak yedirilir.
GÜNEŞ YANIĞI SONRASI ZEYTİNYAĞI TEDAVİSİ
Amerika'nın beslenme uzmanı Ancel Keys:
"Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hastalarda,zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır" der.
- Ağrılı güneş yanıklarında, kızarmış deri, zeytinyağı ile ovularak rahatlatılır. Hatta çoğu zaman güneşte aşırı kalma sonucu oluşan yıpranmışcilttzeytinyağı ile onarılabilinir. Zeytinyağı, güneşten korunmayı sağlamaz. Sonrasında oluşacak acı ve ağrıları hafifletmede yardımcı olur. 
-
 Aynı miktarda sızma zeytinyağı ve su karıştırılır. Mayonez kıvamında yumuşak bir karışım elde edinceye kadar çırpılır. İlgili bölgeye sürülür.
- Yıpranmış cilt için zeytinyağı ve papatya çayından oluşan bir kompres yapılır. İlgili bölgeye uygulanır.
- Yanıklarda: Yumurta akı, zeytinyağıyla karıştırılıp yanık yarasının üzerine uygulanır.
- Havacıva otu, zeytinyağı ile merhem haline getirilerek yanıklara sürülür.
- Zeytinyağını, biraz tentürdiyotla karıştırarak eczanelerde satılanlardan çok daha ucuz ve sağlıklı bir güneş yağı elde edilebilinir.
- Güneşte uzun süre kalmaktan oluşan cilt kuruluğu için, zeytinyağı sürülmelidir. 
- Zeytinyağı
, sıcak olarak içilirse, basur şikâyetlerini giderir.  
- Arı veya sivrisinek ısırıklarında, şişen bölgeye zeytinyağı sürülür.
- Egzamaya karşı, zeytinyağı sürülür.
- Mantar hastalığını önlemek için: Lapa haline getirilmiş zeytin yaprakları, gerekli bölgeye konulup bekletilir.
- Ayrıca içindeki klor sayesinde de böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır. - Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.
- Varislere, zeytinyağı ile masaj yapılır.

KULAK AĞRILARINDA

Kulak ağrılarını dindirmek, tıkanmış kulakları temizlemek için de iki damla ılık zeytinyağı kullanılabilir. Ağrıyan kulak üstte kalacak şekilde, baş, bir havlunun üzerine konulur. Birkaç dakika uzanılır. Sonra öbür tarafa dönülür ki zeytinyağı kulaktan havluya aksın.

BOĞAZ AĞRISI VE ÖKSÜRÜKTE

Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden D. Peck; zeytinyağının, bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya çıkarmıştır.Zeytindeki polifenollerin, salmonella, kolera, stafilokoklar, pseudomonalar ve grip (Influenza) gibi mikroorganizmaların gelişme hızını durdurduğu veya yavaşlattığı laboratuvar ortamında gösterilmiştir.
- Nezle ve gripte, zeytin ağacının dalları ve yaprakları kaynatılarak buharı teneffüs edilir.
- Boğaz ağrısı için, zeytin çekirdeğikarabiber ile dövülüp, tülbent arasına konarak boğaza bağlanır, aynı zamanda limonsuyu ile gargara yapılır.
- Ses kısıklığında, zeytin ağacının sakızı, ağızda yavaş yavaş eritilerek yutulur.
Öksürüğe karşı, zeytin ağacı sakızı, bir bardak sıcak su ile içilir.
Reçineli yağ ise, rinofaranjite(burun arkası ve larenks bölgesine yayılmış bir nezledir) karşı önerilen bir antiseptiktir.
- Yüksek ateşte, 50 gram zeytinyağı bir litre su ile karıştırılıp kaynatıldıktan sonra, yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.
- Zatürre, 4 saat arayla birer kaşık zeytinyağı içilir. Zeytinyağı ve dövülmüş sarımsak yenilir. Ya da, 3-4 kaşık limon suyu, 1 bardak bal ve yarım bardak zeytinyağı bir tencereye konulur. Yaklaşık beş dakika kısık ateşte ısıtılır. Her iki saatte bir, bir çorba kaşığı içilir.

ZEYTİNYAĞI GÜZELLİKTİR
- Zeytinyağının sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır. Cildin hem görünüşünü hem de yapısınıgüzelleştirir.
- Cildin onarılmasına katkıda bulunur, su kaybını önleyen güçlü bir nemlendirme özelliğine sahiptir. Zeytinyağı, cildi sıkılaştırmak, yıpranmayı önlemek, saçları yumuşatmak, tırnakları güçlendirmek için kullanılır. Cilde, temiz ve parlak bir görünüm kazandırır.
- Yüz için; 1 çorba kaşığı toz kil, biraz suya atılır, buna 1 çorba kaşığı zeytinyağı eklenir. Karışım yüze sürülüp, 15 dakika bekletilir. Sonra yüz ovularak yıkanır.
- Gözleri kuvvetlendirmek için, zeytin yaprağı külünden sürme yapılır. Ya da saf zeytinyağı sürme gibi gözlere çekilir.
- Soğuktan, dudakların çatlamaması için, üzerlerine biraz zeytinyağı sürülür.
- Çok kuru ve çatlak elleriniz için, yarım saat kadar ılık zeytinyağı banyosu yapılır. 
- Kuru cildi nemlendirmek için:
 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağında iyice ezilmiş avokado meyvesi hamuru, yüze sürüp yaklaşık 10-15 dakika bırakılır, sonra ılık suyla yıkanır.
- Kırışıklıkları önlemek için haftada iki kez zeytinyağı ve limon suyuyla hafifçe masaj yapılır.

ALTIN SIVININ: BAŞKACA YARARLARI

Zeytin suyuyla, zeytinyağının bir arada bulunması çok daha etkin bir formül oluşturuyor. Çünkü zeytin suyu tek başına hücreler arasındaki mikro sirkülasyonu yani kan dolaşımını hızlandırma yeteneğine sahip. Bunun anlamı da hücrelerin birbirleri arasındaki oksijen paylaşımını yani beslenmesini artırdığı için hücre yenileyici görevi görüyor olması.
- Astım hastalığı olanlar zeytinyağı kandillerini rahatlıkla kullanabilir.
- Kızartma tavalarınızı asla bulaşık makinesinde yıkamayın. Elde yıkayıp, bir havluyla kuruladıktan sonra zeytinyağıyla iyice ovarsanız ömrünü uzatırsınız.
- Evinizdeki büyük yapraklı bitkilere ya da çiçeklere ayda bir kez, bir tatlı kaşığı zeytinyağı dökerseniz hem canlanır hem de beslenmiş olur.
- Bebeğinizin ıslak mendilini kendiniz yapabilirsiniz.
- En iyi tıraş köpüğü, zeytinyağı. Zeytinyağı, yüzünüzü yumuşatmada ve rahatlamada bire bir. Hem de basit kesik ve sıyrıkları da tedavi etme özelliğine sahip.
Zeytinyağı, kuşkusuz yağlı besinlerdeki bütün kategorilerin şampiyonudur. Ancak özellikleri ne olursa olsun, tek başınaoptimal ve dengeli bir biçimde, gerekli yağ asidi miktarını vücuda sağlayamaz. Bu nedenle beslenme düzenimizde başka yağlı besinlerin de bulunması gerekir.
27/12/2010
Dr. Erman Gündoğdu
Zeynep Uygur
yaklasansaat.com